2
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
2188
Okunma

Gece
alaca karanlığım
Kıraç dağlardan söküp getirdiğim
alıngan
Kireç yutmuş evladım
Cesaret kuşağında
Nazar boncuğum
Lambanın tam ortasında
Fitili sönen yanaklarım
güneşe yolu yokki odaların
Dalıp gitmelerin
Ne diye çocugum
Yolu kesiliyormu yine gecelerin
Sonu yokmu hala
Denizlerde yananların
katilmi yine akşam
yine güvercinler uçmaya küskün
kahkahaların kuşların kanatlarında
göge yükselemiyormu artık
ne çok ağır bakışların
ne siyah tülbent üstüme örtün
Yavaş yavaş kamer gibi kapanıyorsa
gök gözlerin
vahşete dönüşürken sabırsız duyguların
yoruldukça aman bilmeyen karartı
ruhları kemiren amansız törpülüyor zaman
derelerin ağır alınları
omuzlarımda nakışların
gözüm de hala
hayelin
denizlere dökemiyorsan dereleri
beli bükük işçinin
yatağa dönmek isteyen yanımı sendeki
kötü ruhlu iblisler
Uyanıyorlarmı ağır ağır
kepenklerin tenteleri darbeleme uçarken
nerde topaçların
ışık gölgesinde fırtına ve rüzgar
Sokakların arsız ışıkları
sabahlara yuvasını kazar mecburen
hep bir biçimde uyanmaya sevdalı zaman
uçmaya kararlımı hala
kırık kanatların
oysa hep çalıyormu zaman
gece mutfakda ıslık anlamına geliyor
orkestraları horlamada tiyatroları havlıyor
misafir odasındaki hayelleri
suya salıyorlar
ateşkesmeyen hırsızların
Seni benden çalıyorlar
Tok gözlerin
Ne çabuk büyüdü hasretin
Senin gibi kocaman oldu şimdi
oğlum
nadasa ayıralım O zaman Nisanı
kapayalım namussuz akşama kulakları
hastanın ağrıya küsmüş olduğu yeri
Karanlık gecede boğazınımı sıkıyormu ne
binlerce mezara giden hoyratlarım
Hastaneler bıktı ağrılarımdan
Hatta en çok ta onlar var tanıdığım
bir de yuva sıcaklığı
hiç yaşamamışlığım!
nazar boncuğu takalım hayata
ayrılık yakışmaz oğlumaa !!!!!!!!!
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.