10
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1603
Okunma
kestaneler çıtırdarken kuzine sobamızda
küçük sömürgeci düşlerin dibi tutar,
akıl oyunlarından vazgeç şair, masal bize kalsın!
gün anlamsızlığa doğarken, soysuzdur gece
ve yaşam şiire sarılır bir çırpıda
ki
kollarımızda üşengeç bir düş
umuttan, sevdadan dem vuruyorsa
seni yutkunmadığımı sanma...
menekşe kokusu mudur duvarlarımız içre düşen
gez göz arpacıktan ziyade?
yoksa
kaç kere terketmek istedin sen de
vitrinlerin aynasız vaktinde midir dava?
anlayacağın,
dilimizde esrik ve üzgün bir şive kalınca
eksiliriz usta
eksileniriz bu hususta...
nedensizliğime dokunma şiir, sürüleşiriz böyle böyle
bilmez misin?
dalganın kıyıya tepkisini hecelemek
bile bile ladestir, ötekileşmeye!
mesela
"ne kötüdür, insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması"
ve ne kötüdür, insanın selamsız bir sabaha uyanması
"ömür biter yol bitmez" ama radyonun sesi hep kısılır
ve insan, tümcenin en orta yerine sıkıştırılır.
eser rüzgar, geçer zaman ;
içinde bir "ben" kalır, bir de Yusuf’ça uyuyan yıldızlar
Züleyha’nın gözyaşları sadece beni yakar.
oyy benim güzel ütopyam, meğer sahiden ölmüşüz de
figanımız el olmuş memlekete…
miNe güLtepe
5.0
100% (11)