Okuduğunuz
şiir
15.10.2009 tarihinde günün şiiri olarak seçilmiştir.
Vişne lekesi
Masallar masalarda kalır!
Dokunsan İstanbul’a titrer mavi dalgalı başaklar eski zaman şarkıları geçer ağır aksak Göksu’da matemine bakmadan ay soyununca gecenin kucağına göğsüne sakladığı yakamozla içer yağmuru şehir gözlerini surlara saklayalı paslı özleyiş hiç susmadı söz zindanlarında nara.
sahil entarili kadınlar nazla salınırken iskelede vişne lekesi aşkları yıkadılar eteklerinden güneş tutuklandı tenlerinde bir o kadar yanık bir o kadar ateşli rengini onlar verdiler gün batımına yüksünmeden vefasızlıklara…
rıhsız basamaklarda yürümekti unutulmuş dünler ayaklarına karasular inen yıllar!
ne vakit sokak başlarını tutsa hazan ellerine rüzgâr, saçlarına huzmeler takar sarıdan saralı bir iz, sözden nazar kalırdı alnında merhabalı dudaklarına sabah dokunursa usulca yaslı ak göğüslerinde bulutlanırdı gökyüzü.
delişmen ve sağırdı saatler ne vakit yüreğindekileri yoklasa ıssız bir kuyu kazardı rüyalarına…
sızı acının adıyken dizelerin kavşağında hiç bitmeyen yollar çizerdi haritasına kekeme ve sarhoş olurdu yazılmayanlar ne vakit buruşturulup atılsa bir kağıt yerine beyaz yeni sayfalar açılırdı!
ne kadar yıkansa da ruhtaki aşk, çıkmayan lekedir vişne lekesi belki de eski bir nara…
Şiirime gerek yorum, gerek hissiyatlarıyla katılan site üyelerine ve sayın kurulun verdiği seçki değerlendirmesinden dolayı teşekkür ederim.
Esen kalın. Şiirle…
Paylaş:
7 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
sızı acının adıyken dizelerin kavşağında hiç bitmeyen yollar çizerdi haritasına kekeme ve sarhoş olurdu yazılmayanlar ne vakit buruşturulup atılsa bir kağıt yerine beyaz yeni sayfalar açılırdı!
Dokunsan İstanbul’a titrer mavi dalgalı başaklar eski zaman şarkıları geçer ağır aksak Göksu’da matemine bakmadan ay soyununca gecenin kucağına göğsüne sakladığı yakamozla içer yağmuru şehir gözlerini surlara saklayalı paslı özleyiş hiç susmadı söz zindanlarında nara <<<<<<<<< Şiirimiz çok güzel.Hiç kimsenin sayfasında vişne boyası kirli sayfalar olmasın her daim ak ve pak sayfalarımız olması dileklerimle Sevgi ile kalın Selamlar sevgiler...
Şair değilim , kelimeler nasıl dizilirse güzel ve ahengli olur bilmem belki ama okuduğum bana ulaşmışsa ve gönlümde yer bulmuşsa o dizeler güzeldir benim için... Bu dizeleriniz benim gönül dergahıma erişti ve orada bir derya oluşturdu teşekkür ederim... Yüreğiniz kaleminiz dert görmesin.. sevgilerimle..
sahil entarili kadınlar nazla salınırken iskelede vişne lekesi aşkları yıkadılar eteklerinden güneş tutuklandı tenlerinde bir o kadar yanık bir o kadar ateşli rengini onlar verdiler gün batımına yüksünmeden vefasızlıklara…
bütün şiirlerinizden daha çok sevdim..sebebini ben bile bilmiyorum..sizde her zaman bir estetik algısı her zaman bir anlatım zenginliği vardı zaten..ama burada inanılmaz kıskanacağım söylemelere denk geldim
Masalın bir gün romana dökülen yollardan uzak düşmesini dileyerek başlamak istiyorum. Dün okuduğum vakit "masal" kelimesi üzmüştü yüreğimi büküp boynumu gitmiştim. Şimdi biraz cesurum şiire karşı sanırım.. Ve inanıyorum ki kalem bunu kullanırken de içlenmiştir. Kolay değildir gerçeğe teslimiyet ama yine de şiir güzelleştiriyor her şeyi. Ağrı da olsa sancı da olsa şiirse mevzu her şey kendine ters. En gülen de ağlıyordur en ağlayan da gülüyordur komediden farklı olan tek taraf ise her iki durumda da hüznün olmasıdır..
İşte her şeyden gidilir de bir ona demir ömürlüktür..
Şehr-i saadet...
İstanbul'u konuşmak.
Bunu söylediğim için kendimi kötü hissediyorum ama ilk dizelerde görüyoruz sebebini. Huzurdur bu şehir her felaketiyle her fırtınasıyla..Şehri anlatmanın manası yok ki zaten şiir bu şehrin rengi. Mavi gibi olsa da şiirin adından konuşan tek kelime kafî...
" mavi' ye damlayan kan "...
" eski zaman şarkıları - matem - yakamoz - sur - zindan "
Ve bunların kilit sözcüğü ;
" susmayan söz "
Bu ifadelere bazen imge deniyor ben pek o kelimede değilim tanımıyorum ve diretiyorum da anlamayayım diye çünkü şiirde sihri bozuyor bu ifade.
Teknik elbet mühimdir şiir diyeceksek ve ağır aksak yürümeyi öğrenmeye çalışır gibi görünmemelidir hiçbir dize ama bu olduğunda da tekniğin adı kalemde hiçbir anlam taşımayacaktır . Yüreğin sarhoşken attığı hiçbir adım eksikli değildir çünkü ya da yönsüz . Görmez ki taşı , çakılı , kumu, pimi..
" Şiir dediğimiz kainatın tek ayık gerçeği "
dir çünkü...
Şiiri defalarca okumamın sonucu anladığımı düşünüyorum ve şu anlattıklarımın hepsini ta ilk girişte görüyorum. Şiirin tamamında kaleme has notaları dinledim. Kullanılan kelimelerin zenginliği, yer yer pekiştirme durumları, betimlemeler...
Ve en güzeli de,
" tekil görünülmesi...Kalemin kendini okurun boğulmasına sebep olabilecek durumda tekrar etmeyip kendine öz , kendine has tünel geçidini izletmesi..."
Hep dingindir bu sayfa, düşen her harf bulatların selamı ile kuşanmıştır ama taşıdığının adı ne olursa olsun sızlatmaz bağrı..Hafiften baş eğip suskuya yol açılımı...
Misal,
"ne vakit..."
bu ifade güçlü bir duruştur. Bir de şiirde kullanım ' larına bakınca "vişne lekesi" nin ağırlığını alıyor üstümüzden. Pekiştirilen hüzün olsa gerek ki çığ'lar düşmedi omuzlarıma...
Bu ifadeye çok takıldım dikkatimi çeker hep çünkü yakışmadığı durumlarda görünüldüğünde hemen bağırır "alın beni buradan" diye..
Çığlık kuşanmaz harf noktaları susmayı biliyorsan gelirim der her bir baharı..Boran bilmez buraların tozu 4 dönem ılıktır rüzgarı..
Şiirde olduğu gibi...
Bazı takıldığım yerler de oldu hani yarım kaldım sandım ama sonra uzun uzun okuyunca ve hızlı- yavaş , sesli- sessiz düşününce çok da takılmamam gerektiğini gördüm.
Hani şiirde, serbestte özellikle ayrı bir ahenk olmalıdır ya harflerin bütünleşmelerinde işte burada bunu şiirin kokusunda hissettim görüntüden ziyade. Temanın güçlü işlenişine veriyorum bunu ya da,
" sahil entarili kadınlar "
-a
belki de izleyen çıplak gözlerin azizeliklerine...
Kuralsızlığın adı diye bilinip de her adımın kurala nazaran bin düzen süzümü gerektiren serbestin adıydı işte sayfa..
Çok daha iyilerini okuyup görmeyi dileyerek ayrılacağım sayfadan.
Dokunsan İstanbul’a titrer mavi dalgalı başaklar eski zaman şarkıları geçer ağır aksak Göksu’da matemine bakmadan ay soyununca gecenin kucağına göğsüne sakladığı yakamozla içer yağmuru şehir gözlerini surlara saklayalı paslı özleyiş hiç susmadı söz zindanlarında nara.
Her mısra derin denizlerle yarışır gibiydi,çıkmıyorsa vişne lekesi öylece kalsın bence, Eski bir nara yankılansın gökkubbede... Güzel dizelerin naif hanımefendisini kutlarım gönülden,sevgiyle kalınız...
tebrikler..eski-yeni karışımı güzel şiir...en azından şiir tadında bir şiir... son zamanlarad ortalıkta dolaşan ''imge'' hastalığından uzak....( gerçi şimdi saçmalamaların adı imge oldu ) şair ne anlattığını biliyor..mısralar da iyi..şiir tadında kalın...saygılar sunarım...
ne kadar yıkansa da ruhtaki aşk, çıkmayan lekedir vişne lekesi belki de eski bir nara… tebrikler neslihan hanım harika bir çalışmaya daldım gitim nefes almadan okudum tebrik ederim kırmızlarda yakışmış seçkiye teşekür ederim yüreğinize saglık kaleminiz varolsun saygılarımla zaralıcan
giriş bölümünden şiirin ortalarına kadar, "gecenin koynuna ay soyunması" gibi bilindik imgeler haricinde "sahil entarili kadınlar" gibi güzel betimlemelere rastlıyoruz.
ne vakit... ile başlayan bölümlerden sonra, bu söylemin akabindeki dizelerde üç kez tekrarı ve final dizelerine de "ne kadar" i ilave edersek son bölümlerde önceki dizelerdeki tadı alamadığımı söylemek isterim.
ayrıca; şiirinin tamamının küçük harflerle yazılmasına rağmen, ilk dizenin "Dokunsan İstanbul’a titrer mavi dalgalı başaklar" büyük harfle başlaması ve şiir başlığının da büyük ve küçük harflerle karışık yazılması dikkat çekici.
genel olarak; anlamlı ve güzel bir serbest şiirdi okuduğum
saygılar sunuyorum.
klavye farklılığı, yorumun bir kez düzenlenmesine neden olmuştur.
Hilmi YAZGI tarafından 10/15/2009 7:31:12 PM zamanında düzenlenmiştir.
İmge ve betimlemelerde ki düşüncelerinizde ki paylaşımınız kişisel değerlendirmenizdir saygı duyarım.
ne vakit sokak başlarını tutsa hazan ne vakit buruşturulup atılsa bir kağıt ne kadar yıkansa da ruhtaki aşk, çıkmayan lekedir vişne lekesi belki de eski bir nara…
İki yineleme var o da göze batacak sayıda değil. Üç kez yineleme var diyebiliriz bir tanesi farklı gerçi de, özellikle şiire ekledim çağrışım bırakmasını istediğim için ve bilinçli yazılmıştır söz yoksunluğundan değil. Yerinde kullanılırsa yineleme şiirde ahengi yakalar. Yine sizin düşüncenizdir ki değerlidir benim için!
Şiir yazım şeklim içinde şunu söyleyebilirim; benim yazım tarzımın şablonu bu ve bütün şiirlerimi incelediğinizde ilk dize büyük harfle başlar sonra ki dizeler küçük harfle gider.
Açıklamak istedim çünkü muhalefet olmaktan öte naçizane paylaşım olarak görmenizi dilerim.
Beğeni ve eleştirileriniz için teşekkür ederim. Esen kalın. Şiirle…
İmge ve betimlemelerde ki düşüncelerinizde ki paylaşımınız kişisel değerlendirmenizdir saygı duyarım.
ne vakit sokak başlarını tutsa hazan ne vakit buruşturulup atılsa bir kağıt ne kadar yıkansa da ruhtaki aşk, çıkmayan lekedir vişne lekesi belki de eski bir nara…
İki yineleme var o da göze batacak sayıda değil. Üç kez yineleme var diyebiliriz bir tanesi farklı gerçi de, özellikle şiire ekledim çağrışım bırakmasını istediğim için ve bilinçli yazılmıştır söz yoksunluğundan değil. Yerinde kullanılırsa yineleme şiirde ahengi yakalar. Yine sizin düşüncenizdir ki değerlidir benim için!
Şiir yazım şeklim içinde şunu söyleyebilirim; benim yazım tarzımın şablonu bu ve bütün şiirlerimi incelediğinizde ilk dize büyük harfle başlar sonra ki dizeler küçük harfle gider.
Açıklamak istedim çünkü muhalefet olmaktan öte naçizane paylaşım olarak görmenizi dilerim.
Beğeni ve eleştirileriniz için teşekkür ederim. Esen kalın. Şiirle…
sızı acının adıyken dizelerin kavşağında hiç bitmeyen yollar çizerdi haritasına kekeme ve sarhoş olurdu yazılmayanlar ne vakit buruşturulup atılsa bir kağıt yerine beyaz yeni sayfalar açılırdı!
ne kadar yıkansa da ruhtaki aşk, çıkmayan lekedir vişne lekesi belki de eski bir nara…
Tebrikler Neslihan hanım yine değişik konulu güzel bir şiir paylaştınız bizimle bende yürekten kutluyorum saygılar
Kısaca siyahsi kırmızı veye Bordo desene şuna beya... "Vişne lekesiymiş"... Mevsimsiz reklam yapmakta üstüne yok Vallaha... Canım bir VİŞNE istedi ki şimdi... (Bir kavanoz vişne reçelini yedirdin bana... Kudurursam sebebi sensindir TORPAK te o ka..)
Kutlarım özel dizelerinizi farkı mısralarda saklı YASEMİN ÇİÇEKLERİ BIRAKTIM GÜZEL DİZELERİNİZİN ARASINA EN CİCİSİNDEN AK DUVAKLI UMUTLAR, GERÇEK SEVDALAR GİBİ BEBEK GÜLÜŞLERİMİDE KATTIM. MİSLER GİBİ KOKSUNLAR YASEMİNLER, BENDEN SONRA SAYFANA UĞRAYANLAR ANLASINLAR Kİ BİR GARİP SEVDA MİLİTANI YASEMİN GEÇMİŞ BURADAN, BİR DAHAKİ GELİŞİME KADAR İYİ BAK EMİ ONLARA ÇOK ÇABUK SOLARLAR,SOLDURMA....
ne vakit sokak başlarını tutsa hazan ellerine rüzgâr, saçlarına huzmeler takar sarıdan saralı bir iz, sözden nazar kalırdı alnında merhabalı dudaklarına sabah dokunursa usulca yaslı ak göğüslerinde bulutlanırdı gökyüzü.
delişmen ve sağırdı saatler ne vakit yüreğindekileri yoklasa ıssız bir kuyu kazardı rüyalarına…
sızı acının adıyken dizelerin kavşağında hiç bitmeyen yollar çizerdi haritasına kekeme ve sarhoş olurdu yazılmayanlar ne vakit buruşturulup atılsa bir kağıt yerine beyaz yeni sayfalar açılırdı!
ne kadar yıkansa da ruhtaki aşk, çıkmayan lekedir vişne lekesi belki de eski bir nara… ÇOK GÜZEL DİZELERDİ SEVGİLER SELAMLAR.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.