43
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
3039
Okunma


Masallar masalarda kalır!
Dokunsan İstanbul’a titrer mavi dalgalı başaklar
eski zaman şarkıları geçer ağır aksak Göksu’da
matemine bakmadan ay soyununca gecenin kucağına
göğsüne sakladığı yakamozla içer yağmuru şehir
gözlerini surlara saklayalı paslı özleyiş
hiç susmadı söz zindanlarında nara.
ıslak merdiven tırabzanlarına tutuna tutuna yürüdü
yorgun dizli aşk fukarası zaman!
sahil entarili kadınlar nazla salınırken iskelede
vişne lekesi aşkları yıkadılar eteklerinden
güneş tutuklandı tenlerinde
bir o kadar yanık
bir o kadar ateşli
rengini onlar verdiler gün batımına
yüksünmeden vefasızlıklara…
rıhsız basamaklarda yürümekti unutulmuş dünler
ayaklarına karasular inen yıllar!
ne vakit sokak başlarını tutsa hazan
ellerine rüzgâr, saçlarına huzmeler takar
sarıdan saralı bir iz, sözden nazar kalırdı alnında
merhabalı dudaklarına sabah dokunursa usulca
yaslı ak göğüslerinde bulutlanırdı gökyüzü.
delişmen ve sağırdı saatler ne vakit yüreğindekileri yoklasa
ıssız bir kuyu kazardı rüyalarına…
sızı acının adıyken dizelerin kavşağında
hiç bitmeyen yollar çizerdi haritasına
kekeme ve sarhoş olurdu yazılmayanlar
ne vakit buruşturulup atılsa bir kağıt
yerine beyaz yeni sayfalar açılırdı!
ne kadar yıkansa da ruhtaki aşk, çıkmayan lekedir vişne lekesi
belki de eski bir nara…
5.0
96% (24)
4.0
4% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.