4
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1488
Okunma

gözünü depremle açmıştı
babasını ,ablasını kirişlerde bıraktı
topraktan doğmuştu bir kez daha
tek fark anasıyla çıkmasıydı
O kadın;
hayat meyhanesinin ücra bir köşesinde
gözleri puslu bakışları donuk
avuçlarında yer etmiş bir buse tutmaktaydı
geçmiş vardı peşinde
Sillesini yemekten feleğin
pamuk teninde kırışıklıklar yazılıydı
yıllanmıştı ama şarap kadar mayhoş olmadı
yürürdü sokaklarında tasanın
haykırırdı konuşmadan
sessizliği buz yanığıydı
umutlarını iç çekişlerine gömerdi
ağlamaktı düşlerinde huzur
gözyaşları uyanikken haramdı
acılı bir kadın vardı
bir rüyayın bodrum katında yaşamaktı üşürken
bir çiçeği koklamak gibiydi öpüşleri
hassas ve yakıcı..
bir kaç hayata yol göstermişti elleriyle
o eller yanaklarında iz eden yaşlarıda saklardı.
okunması gereken bir kitaptı
sayfaları yarım ve yanık.
var olandı bilinmeyende
kah gülen kah kederlenen
eski radyoda çalan melodiye dalarak
serzenişte bulunandı.
koskoca dünyada yalnızlıktı
çırpınmaktı tırnaklarıyla
gerekirse
hakkını yılandan alandı
ufacık yüreğinde koca bir sığınaktı
mutfağında sefillerin
yavrularını sayılı zeytinle doyurandı.
bir kadın vardı
paslı çiviler çakarak devam etti yoluna
hüzzamdı hazanda esen rüzgarla savrulan
kefeninin üstünde evladının resmiyle yol alandı
bir anıydı kızının ve torunlarının pembe hayatlarında
O kadın ;
benim anamdı
Anamın anası taçsız çınardı
sigarasının ucunda dans eden dumanın
dağ rengi gözleriyle oynatıcısıydı
gözyaşlarımızı doldurarak mezarına
bir buse kondurarak yoğun bakımda
anılarıyla göçtü soldu fani hayatta.
O kadın;
yakışmadı musallaya.
Saruhan Osmanoğlu
S.C
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.