1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
88
Okunma
Saçlarımda akşam çoğalıyor,
sakalımda gecenin izi.
Her beyaz tel
bir sabahın değil,
geç kalmış bir gecenin hatırası.
Aynaya bakıyorum.
Yüzüm hâlâ benim yüzüm,
ama gözlerimde
benden habersiz yaşanmış yıllar var.
Gülüyorum.
Öyle bir gülüş ki,
kimse sormasın diye
yüzüme astığım.
Altında
kırık bir sessizlik.
Akşamları ruhum ağırlaşıyor.
Sanki bütün gün
başkalarının yükünü taşımışım da
eve dönünce
kendi yüküm kalmış omzumda.
Kimse görmüyor.
Gündüz insan kalabalığa karışıyor,
gece kendine.
İşte en zor hesap
o zaman başlıyor.
Kendime soruyorum:
Neyi kaybettim?
Neyi kurtardım?
Hangi yolda
kendimden uzaklaştım?
Ve neden insan
bazen kendi kalbine
en uzak yerde yaşar?
Cevap gelmiyor.
Sessizlik
bazı soruların tek cevabı.
Bir zamanlar
gökyüzüne bakınca
yarınları görürdüm.
Şimdi bulutların arasında
dünler dolaşıyor.
Bir çocuk sesi,
bir eski sokak,
yarım kalmış bir sevda,
geri dönmeyen bir yüz...
Hepsi geçip gidiyor
gözlerimin önünden.
Tutamıyorum.
İnsan bazı şeyleri
ne kadar severse sevsin
elinde tutamıyor.
Avucunu açıyor,
rüzgâr alıp götürüyor.
Sonra elinde
yalnızca sıcaklığı kalıyor.
Belki hayat
bize sahip olmayı değil,
bırakmayı öğretiyor.
Ben hâlâ öğrenemedim.
İçimde eski bir kapı var.
Paslanmış.
Ardında kim var, bilmiyorum.
Belki gençliğim.
Belki susturduğum çocuk.
Belki de
bir zamanlar olduğum adam.
Kapıyı açmaya korkuyorum.
İnsan bazen
kendisini bulmaktan korkar.
Ya bulduğu kişi
artık tanıdığı kişi değilse?
Ya bütün yollar
aynı yere çıkıyorsa?
Ya yıllardır aradığımız şey
başka bir yerde değil de
kendi içimizde gömülüyse?
Bu sorular
gece boyunca başucumda oturuyor.
Ben susuyorum.
Onlar susmuyor.
Sabah olunca
yüzümü yıkıyorum.
Saçlarımı tarıyorum.
Beyazları saklamıyorum artık.
Bırak görünsünler.
Her biri
bir gecenin bedeli.
Her biri
söylenmemiş bir söz.
Her biri
kimseye göstermediğim
bir yaranın üstündeki iz.
Sakalımda gece büyüyor.
Yüzümde yollar.
Gözlerimde
dönülmeyen şehirler.
Yine de çıkıyorum sokağa.
Yine insanlara karışıyorum.
Yine gülüyorum.
Belki biraz zoraki.
Belki biraz eksik.
Ama gülüyorum.
Hayatın karşısına
her gün yeniden çıkmak da
bir cesarettir.
Ben bunu öğrendim.
Kaybetmekten değil,
kaybettikten sonra
yeniden ayağa kalkmaktan.
Ve şimdi
akşam yine geliyor.
Gökyüzü ağırlaşıyor.
Şehir susuyor.
Ben pencerenin önünde
kendi gölgeme bakıyorum.
Saçlarım beyaz.
Sakalımda gece.
Ruhum yorgun.
Ama içimde
kimsenin bilmediği
küçük bir ateş var.
Belki yarın söner.
Belki yıllarca yanar.
Bilmiyorum.
Bildigim tek şey şu:
İnsan bazen
hayata tutunarak değil,
düşe düşe
kendi köklerini buluyor.
Ben hâlâ düşmedim.
Hâlâ yürüyorum.
Gece arkamdan geliyor.
Sabah önümden.
Ve ben,
bütün eksiklerimle,
bütün suskunluğumla,
bütün beyazlarımla
hâlâ kendime doğru yürüyorum.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.