1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
141
Okunma

Sana gelmek; prangaları, demir kapıları kırmak gibidir,
Şilan, seni beklemek; namlu ağzında hürriyet vaktidir!
Mazlum’un sızısı çökmüş Memleketin o dertli bağına,
Bir garip selamı uçurdum Munzur’un dağına.
Hasretin, asırlık bir Alevi nefesi gibi tüter sinemde,
Yıkılır bendim, dökülür canım bu esaret dönemde.
Fırat’ım ben; yatağı dar, hırçın ve sevdalı nehir,
Sen yoksan eğer, koskoca memleket bana bir zindan, bir zehir.
esir hasretiyle kelepçelenmiş şu dertli bileğim,
Kutsalın o tek mısrasında gizli benim tek dileğim:
"Sizin hiç babanız öldü mü?" der gibi ıssız gecem,
Adından başka laf etmez oldu artık tek bir hecem.
Turnalar uçtu semaha, bağlandı kollarım dar ağacında,
Mansur gibi serden geçtim aşkın o en mukaddes acısında.
Kürt gecelerinden kalma o mum gibi eririm gizli ve sessiz...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.