5
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
196
Okunma
Kıskançlık bir insanı ne kadar canavarlaştırabilir?
Bu canavar ne zaman ölür ve insan olmaya başlar, bilmiyorum ama;
on dört yaşında başladığım şiir serüveninde yapay zeka diye bir şey yoktu. İnternet yoktu mesela.
Bu kadar kitap da yoktu. Buna rağmen cehalet bu kadar ortalığa saçılmış değildi.
Bazı cümleleri ve şiirleri gerektiği yere koymak gerektiğine inanıyorum. Birini ya da şiirini sevmezsiniz, anlarım. Güzeldir ama onu güzel bulmak zorunda değilsinizdir.
Herkes elmayı sevecek diye bir durum yok ki zaten. Senın de canın çekerse şeftali yersin.
Elmayı seven kurduyla seviyor, sevmeyen şeftaliyi kabuğuyla yiyor. Sevgi de bir sebeptir, sevgisizlik de, biçimsizlik de öyle.
Örneğin, beni sevmiyorsan şiirimi okumazsın. Okumadığın bir şiire eleştiri yapamazsın, bana hakaret edemezsin.
Her şey matematikseldir, ölçüdür. Bir fikrin yoksa zikir de edemezsin, bu kadar, nettir.
Şiirlerimin yapay zeka ürünü olduğu kanısına nereden varmışlar bilmiyorum ama; bildiğim bir gerçek var: o da sizin şiirle, şairlikle, edebiyatla hiçbir bağlantınız yok.
Ortaya bir iddia attığınızda, bunu destekleyecek delilleriniz olmalı.
O halde bu şiirlerimin yapay zeka olduğunu kanıtlayın...
Üstelikt çiçek böcek resimleri koyduğunuz, rumuz başlığı altında sahte profillerinizden bu kadar sırıtırken görselliğiniz
yapay zekayı tiye almanız ve beni bununla bağdaştırmanız çok ilginç. .
Belki de şiirleri yapay zekayla yazan sizsinizdir ne malum..
Kanırlayın... !
Hem sizin şiirlerinizin yapay zeka olmadığını ;
Hem benim şiirlerimin yapay zeka olduğunu kanıtlayın...
Hadi burayı da geçelim...
Sekiz kitabımı yazarken bunca editörün, yayın evinin, okuyucunun gözündn kaçtı da bir siz mi fark ettiniz?
Beni ve bunca insanı salak yerine koyarken, ilk kitabım 2019’da çıktığında yapay zeka mı vardı diye sorarlar insana..
İlk şiirimi yazdığımda, ilk dergide yayımlandığında yapay zeka mı vardı?
Bu dergilerin editörleri de aptaldı değil mi?
Çok akıllı çok düzgün çok karekter sahibisiniz ya..
O kadar dürüstsünüz madem, neden profilinizde resim yok?
Gel gelelim ki,gerçek kimliğinizle çıkamayacak kadar suni olan sizsini ve
kıskançlık, öfke, bir yere gelememe tezatlığı içinde edebiyatı kendi kendinize hop oturup hop kalktığınız bir yer haline getirdiniz. Edebi bir yanınız, elle tutulur bir sözünüz olsa amenna, başım gözüm üstüne.
Ama üstünüzde astar yok.. Ne de elbise..
En anormal olanı da, sizi tanımadığım ve hiçbir husumetimizin olmadığı halde bu içinizdeki dev canavarla uğraşmaya çalışıyorum.
(Edebiyatın zehri de siz ve sizin gibi zihinsel geriliği olup toplumda öfke kusan, kin besleyen maskeli beşler tezatlığını gözler önüne serip bunun adına şiir deyip imza atanlardır.
Başkalarının en ufak hatalarından beslenen , sürekli ağızınızda şekerli ciklet patlatıp benim baloncuğum daha yükseğe çıktı diye böbürlenen alt mahallenin jokeyi gibisiniz çünkü )
Neyse bunu da geçelim...
Şiir zeka işidir. Şiiri anlamak da, yazmak da öyle. Her şeyden önce, insan bir dönüp kendine bakar, bir laf söylediği, eleştiri yaptığı yere bakar. Şiir adalet ister, saygı ister, karakter ister.
Ve size bir sır daha vereyim mi:
Testere tanıdık, dal tanıdık, o ağacın altında bekleyenler de tanıdık.
Şiir dolanmaçlığı sevmez şiir nettir ve hiçbir netlik tezatlığı kaldırmak zorunda değildir.
Eyvallah.
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.