6
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
105
Okunma

Zaman, attığım adımların ardında inceliyor.
Kendi sessizliğimi yokluğuna bir zırh yaptığımda anladım,
İnsan en çok sığındığı sevdada üşür,
En çok tutunduğu yürekten kırılırmış. Yürüdükçe içimi ezen bu ağır yük, yolların değil,
Sana söyleyemediğim, içimde çürüyen aşkın sancısıdır.
Sokakların kül rengi gölgesine basarak yürüyorum gece boyu.
Sanki her köşe başında sen,
Her adımda beni hiçe sayışın...
Her esen rüzgârda, yarım bıraktığın bir aşkın amansız ağırlığı var.
Soruyorum bazen kendime,
Bir insan, kalbini adadığı yüzü unutabilir mi zamanla?
Ya da bir yara, sırf sen açtın diye kendi kabuğuna düşman olabilir mi?
İçimdeki uçurumlar sadece sensizlikle derinleşmedi;
Ben uçurumun kıyısında durup canımın yanmasını,
Seni sevmek sandım yıllarca.
Şimdi ne sana dönecek bir kırıntı sevgi kaldı içimde,
Ne de bu yıkıntının arasında ayağa kalkacak mecalim.
Gece, beni terk ettiğin ilk an kadar sarp ve soğuk.
Cebimde ıslanmış kibrit çöpleriyle bu sevdayı ısıtmaktan vazgeçtim.
Çünkü insan, gözlerindeki sıcaklığı kaybettiği an,
Kendi içindeki amansız gurbetle tanışırmış.
Gurbet ki, senin hiç uğramadığın, Işığını çoktan söndürdüğün kimsesiz bir sokaktır.
Kaç mevsim geçti senin teğet geçtiğin takvimlerden?
Kaç şehir eskittim içimdeki kırgınlığı hafifletmek için?
Nereye gitsem, hangi kuytuya saklansam,
Aşkının gölgesi altında yine aynı sızı, yine aynı kış.
Artık ne senli bir bahar düşlüyorum,
Ne de kırılan kalbin yeniden toparlanmasını.
Beni bir kalemde sildiğin fırtınanın ortasında
Sessizce vazgeçiyorum senden ve kendimden.
Şimdi ne sana dökülecek bir gözyaşı var avuçlarımda,
Ne de kapısı çalınacak sevdadan geriye kalanlar.
Toprak suyu çeker de belli etmez ya, öyle çektim içime bu kırgınlığı; Senden geriye içimi yakan bir aşk değil,
Aşkın enkazında dimdik duran yalın bir hakikat kaldı.
Cemre Yaman
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.