15
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
163
Okunma

Ah sevdamın en ağır tarafı,
sana kavuşamamış olmak değildi yalnızca;
seni severken içimde büyüttüğüm
onca güzel ihtimalin birer birer eksilmesiydi.
Ben sana gönlümü açarken
yarın ne getirir diye düşünmedim.
Bir bakışına güvenip
bir ömrün hesabını yaptım.
Meğer insanın en büyük yanılgısı,
kendi yüreğindeki sadakati
karşısındaki kalpte de var sanmasıymış.
Ben seni kendim gibi bildim,
sen beni kendin kadar bilemedin.
Sana dair ne varsa
öyle kolay silinecek şeyler değildi.
Birlikte konuşulan saatlerden çok,
konuşmadan anlaştığımız anlar kaldı aklımda.
Bir sözünle içime doğan sevinç,
bir tavrınla günlerce taşıdığım kırgınlık…
Hepsi birbirine karıştı.
Şimdi hangisine dokunsam
başka bir tarafım sızlıyor.
Çünkü sen benim için
yalnızca sevdiğim biri olmadın;
günlerimin içine karışan,
alışkanlıklarıma sinen,
duygularımın yönünü değiştiren
bir gerçek oldun.
Ben senden hiçbir zaman
kusursuz olmanı istemedim.
Yanlışlarını da gördüm,
eksiklerini de…
Ama sevgimin yanında
samimiyetini kaybetme yeterdi.
Bir gün bana başka,
ertesi gün başka davranmanı değil;
ne hissediyorsan onu bilmek istedim.
Çünkü belirsizlik
insanın yüreğini ayrılıktan daha fazla yoruyor.
Bir şeyi kaybettiğini bilmek başka,
hâlâ sende mi kaldı
yoksa çoktan vazgeçildi mi
bilememek bambaşka.
Bazen kendi kendime
“Belki ben fazla anlam yükledim” diyorum.
Belki bir gülüşünü
olduğundan daha büyük gördüm,
bir cümleni yıllarca taşıyacak
kadar ciddiye aldım.
Belki senin için sıradan olan
bir anı ben kalbimde büyüttüm.
Ama ne olursa olsun
hissettiklerim yalan değildi.
Ben o günlerde
neyi biliyorsam onunla sevdim seni.
Sonunu bilmeden,
karşılığını hesaplamadan,
bir gün bu kadar ağır geleceğini
hiç düşünmeden…
Beni en çok yaralayan
gidişinin kendisi olmadı.
Ardında bıraktığın sorular oldu.
“Ne zaman vazgeçtin?”
“Ne zamandır böyle hissediyordun?”
“Ben konuşurken sen çoktan gitmiş miydin?”
Bunların hiçbirinin cevabını alamadım.
Belki de alamayacağım.
Fakat insanın içinde
cevapsız kalan her soru
zamanla kendi cevabını uyduruyor.
Ben de gecelerce
olmayan konuşmaları zihnimde tamamladım.
Keşke bir kere olsun
karşıma geçip
her şeyi olduğu gibi anlatsaydın.
Çünkü ben senden
bir mucize istemedim.
Sadece yaşadığımız şeyin
senin için de bir anlamı olduğuna
inanmak istedim.
Birlikte güldüğümüz günlerin,
birbirimize açtığımız kalplerin,
söylediğimiz güzel sözlerin
senin hafızanda da
bir karşılığı olsun istedim.
İnsan sevdiği kişiden
bazen kalmasını bile istemiyor;
yalnızca giderken
yaşananları değersizleştirmemesini istiyor.
Benim kırıldığım yer
tam da burasıydı.
Şimdi kimseye
seni anlatırken
“şöyleydi, böyleydi” demiyorum.
Çünkü bazı sevdaların
başkasının cümlesine ihtiyacı yoktur.
Ne yaşadığımı ben biliyorum.
Hangi sözün içimi ısıttığını,
hangi davranışın beni günlerce düşündürdüğünü,
hangi akşam kendi kendime
“Artık eskisi gibi değil” dediğimi…
Hepsi bende.
Bir başkasının anlayabilmesi için
kanıtlamam gerekmiyor.
Kalbimden geçen
zaten benim gerçeğimdi.
İçimde sana karşı
biriken onca şeye rağmen
seni düşman gibi göremiyorum.
Belki bu, kendime yaptığım
en büyük haksızlık olurdu.
Çünkü bir zamanlar
gözümde kıymetli olan birini
sonradan bütünüyle kötü saymak
yaşanan güzel tarafları da inkâr etmek olur.
Ben bunu yapmayacağım.
Ama seni güzel hatırlamak
kendime yapılanları yok sayacağım anlamına da gelmez.
İkisini birbirinden ayırmayı öğrendim.
Sevmiş olmak başka,
aynı yerde kalmak başka.
Bir zamanlar
“Bizim için daha çok şey var”
diye düşündüğüm yerde
şimdi yalnızca gerçeği görüyorum.
Bazı başlangıçların
devamı gelmiyor.
Bazı yakınlıklar
ömürlük olmuyor.
Bazı insanlar birbirini severken bile
aynı geleceğe yürüyemiyor.
Bunu kabul etmek kolay değil.
Fakat kendimi kandırarak
geçmişi yeniden kuracak değilim.
Olması gereken olmadı.
Söylenmesi gerekenler söylenmedi.
Ve benim elimde kalan
yalnızca yaşanmış olanın gerçeği.
Yine de içimde bir yer
sana kızmayı bırakmadı.
Bunu saklamayacağım.
Çünkü bazı acılar
“olsun” denilerek geçmiyor.
Bana yaşattığın şeylerin
bir ağırlığı vardı.
Ben o ağırlığı taşıdım.
Belki sen fark etmedin,
belki bilerek yapmadın,
belki senin tarafından
çok daha farklı yaşandı.
Ama benim tarafımda
nasıl hissedildiyse öyle kaldı.
Bunu küçültmeyeceğim.
Kendime “abarttın” deyip
hissettiklerimi inkâr etmeyeceğim.
Ve şimdi bu sevdanın önüne
ne büyük bir söz koyacağım
ne de sonunu değiştirecek
bir dilek bırakacağım.
Ben seni sevmiş olduğumu
kabul ederek yaşayacağım.
Kırıldığımı da,
özlediğimi de,
bazen hâlâ içimin burkulduğunu da…
Bunların hiçbiri beni eksiltmez.
Çünkü ben sana
kalbimin en temiz yerinden geldim.
Senin seçimin ne olduysa
onu artık sen taşırsın.
Benim payıma düşen ise
şunu bilmek:
Bir sevda yarım kaldı diye
seven tarafı yarım kalmak zorunda değil.
Benim hikâyem burada bitmedi.
Sadece senin olduğun yerde
başka bir anlam kazandı.
Cemre Yanam
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.