17
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
300
Okunma

Gözlerinin bıraktığı ıssız coğrafyada, yönünü kaybetmiş bir pusulayım.
Ne varlığın teselli oldu ömrüme, ne de yokluğun sıradan bir ayrılıktı.
İçimde paramparça çakıl taşları, her nefes batışın derinliğinde bir sızı.
Susuyorum çünkü kelimeler boyun eğdi,
Bu amansız dilsiz acımasız vedaya.
Biliyorum, bazı gidişler dönüşsüz kuyu, bazı vedalar insanı uykusunda vurur.
Ben bu gece, yarım kalmış yarınlarımı sol yanımdaki ağır yükle bıraktım.
Söylenmemiş son sözlerimi bir yana koyup, sessizliğin soğuk kefenine sardım seni.
Git şimdi arkana bakmadan, aynalarda yabancı bir yüz, yollarda iz bırakmadan…
Araya koy mesafeleri, aşılmaz dağları denizleri, nasıl olsa gök kubbe aynı.
Nasıl olsa aynı ateşle yanıyor tenimiz, fakat bil ki ben seni bu dünyadan değil,
Kendi içimdeki sonsuzluktan kovdum usulca, yolun açık, kaderin sağır olsun.
Bütün dualarımı bir yudum su gibi döktüm arkandan, geriye bakma, arkada kalanlar kül oldu.
Zaman dediğin ne ki, iki kıvrım arası bir yalan, biz yalanın ortasında yandık.
Şimdi ne sen eski sensin, ne de ben eski ben, sokaklar dar, gökyüzü alçak.
Hangi duaya el açtımsa adın düştü dilimden, hangi suya baktımsa yüzün dalgalandı.
Bilemedim ayrılığın fermanı kimin elinden, göğsüm sıkıştı, cihan darlandı.
Gecenin kör ve zifiri saatinde, çekip gidiyorsun ya işte an kopuyor kıyamet.
Bir bıçak kadar keskin, bir zehir kadar acı, içimdeki çocuk sustu, hâtıralar kaldı geriye.
Bir veda bu, ne sonu belli ne de bir başı var, yılların birikimi tek bir cümleye sığdı.
Ne sitem etmeye gücüm kaldı ne de incitmeye, her şey bitti, her şey döküldü bu satırlara..
Allaha Ismarladım seni göğün boşluğuna, hangi rüzgar götürürse oraya savrul.
Ben bu yıkıntıların arasında tek başıma fısıldıyorum karanlığın ucuna.
Yolun açık, bahtın üzüntüden uzak olsun,
Allah’a ısmarladım seni.
Ve asıl bu yalan dünyada ruhumdan geriye ne kaldıysa, hepsini geceye gömdüm.
Gidenin arkasından konuşulmaz derler, ben susmayı seçtim, sen sessizliğe bıraktın.
Ne kırgınlık kaldı geride ne de dünkü masumiyet, aramızda sadece hicran kaldı.
Aynaya baktığımda gördüğüm yabancı yüz, ellerinin bıraktığı en son hatıradır.
Giden gittiği yere huzuru da götürür sanır ama bazıları sadece sessizlik bırakır.
Yolun uzun, gecen benden dahi sakin olsun; dönüp bakma arkana, dikiş tutmaz bu yara.
Ben kendi kabuğuma çekilirken, sen başka iklimlerde ara aradığın sessiz limanı.
Ne ben seni suçlayacak gücü buluyorum artık ne de sen kırgınlığı hak ediyorsun.
Bir ömrün ortasında böyle darmadağın olmak da varmış yazılmamış defterinde kaderin.
Adını anmayı yasakladım dilime, gölgen bile uğramaz oldu kimsesiz sokağa.
Biz koca masalı yarım yamalak bir vedayla bitirdik,
Yazık oldu geçen zamana.
Şimdi ne tenimin rengi kaldı geride ne de gözlerimin eski, yorgun feri.
Karanlık odalarda sakladığım ne varsa, hepsini birer birer çıkardım sokağa.
Bir yaprak daha düştü takvimden, sensiz geçen günlerin sayısını tutmaktan vazgeçtim.
Ne arayanım var ne soranım, zaten ben de çoktan vazgeçtim kalabalık dünyadan.
Bıraktığın yerde soluyor şimdi adını koyamadığım garip, sahipsiz hevesler.
Giden gittiği yolda inşallah çektiğim sızının yarısını olsun duymasın.
Son kelamım budur sana, bundan gerisi dilsiz bir taşa yazılmış farksız yazı.
Ne bir sitem düşer dilden öteye ne de içimdeki hiç dinmeyen, derin sızı.
Allah’a ısmarladım seni, hem bu şehirden hem de ömrümün kalan bütün yollarından.
Dönüşü yok artık bu gidişin, bunu sen de biliyorsun, ben de çoktan öğrendim.
Söktüm attım göğsümün orta yerinden o kör düğümü,
Çekildim kendi sessizliğimin en kuytu yerine.
Arkamda ne bir kırık dökük cümle, ne de o adı taşıyacak bir soluk var. Bıraktım seni zamanın o dilsiz ve akarsız sahrasında,
Kendi kollarının arasında yapayalnız.
Çekiyorum ellerimi bu ömrün yakasından,
Allah’a ısmarladım seni."
Cemre yaman
5.0
100% (20)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.