6
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
379
Okunma

(Yeterince faşistimiz vardı devrimi düşünmek için
büyülü yalnızlığımız, meydan okuyan pankartlarımız
bize irili ufaklı yenilgiler hediye etmişti sermaye sınıfı
uçurtmalar yaptık o yenilgilerden gülümseyişler yaptık
hafızanın evine ışıklar taşıdık körleşmenin merkezinde
çok güvenmiştik omuz omuza yükselen direnişe
ve Avrupa’nın üstünde dolaşan o sevimli hayalete)
“Kayboluş şu tarafa doğru gitti
fazla uzaklaşmamıştır,
hızlı gidersen yetişirsin”
dedi suyun yankısı
kulağımda uzun süre konakladı suyun yankısı
düşündüm, yerçekiminin gerçekliğine takıldı düşüncem
adına ülke denen bir kayanın üzerine bıraktım onu usulca
gitmedim peşinden kayboluşun
hiçliğin sessizliğinde bir yıldız doğurmaktı bu
unutmanın kolay olduğu yerler aradım telaşla
gördüm unutuşlarla huzur arayanların perişanlığını
dilsizleştim maskelerin gürültüsünden
boğuntuya kapılınca bir uçuruma sarıldım
yarım kalmış vedalar çöplüğüydü uçurum
işte yine yakama yapıştı o kusursuz boşluk
birleşti kafamın içinde;
uzaktan gelen soğuk müziğin sesi
ve bazı şeylerin asla anlatılamayacağı fikri
dokunmak istiyordum her ikisine de
yaklaştıkça silikleşiyorlardı görünmeyen adımlarıyla
bir türlü anlamıyordum neden böyle olduğunu
anlamıyordum zihnimin içindeki dünya savaşlarını
bütün güzel şeyleri ele geçirişini algısal maskelerin
“İnsan, içinde bir kaos taşımalıdır
ki dans eden bir yıldız doğurabilsin”
gitmedim peşinden kayboluşun
görmekle lanetlenmenin gerçekliğine takılmaktı bu
biliyordum artık iyileşmek istemediğimi
yoksa anlamını yitirecekti uçurtmalar ve gülümseyişler
bıraktığım düşünceyi aldım kayalaşmış ülkenin üzerinden
adı hafıza olan bir nehrin ellerine savurdum onu
anılarım yıkandı; açığa çıktı hatırlamanın büyüsü
ve sana söylediğim o en anlamlı söz:
“saçların devrim kadar güzel, sevgilim”
(İnsan, içinde bir kaos taşımalıdır
ki dans eden bir yıldız doğurabilsin-Friedrich Nietzsche)
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.