0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
26
Okunma
Zifiri bir gece çöker kentin üzerine usulca,
Sokaklar simsiyah bir ejderha gibi yutarken zamanı.
Boşuna medet umma gökteki cılız yıldızlardan,
Karanlıktan kaçmak değil, onun göğsüne basmaktır direniş;
Gözlerini kapatıp içindeki o saklı çırayı tutuşturacaksın...
Çırpındıkça daha çok batar insan kendi bataklığına,
Kendi kibriyle bilediği kılıç dönüp kendini vurur.
Savaşmak yetmez bazen bu amansız gölgelerle;
Diz çökmeyi bileceksin kentin o soğuk taşlarında,
Karanlığın kalbine bir mızrak gibi girmeyi öğreneceksin...
Bazen yolunu bulmanın tek çaresidir kaybolmak,
Bırakacaksın kendini o dipsiz, o tekinsiz koyuluğa.
Ne aklın feneri aydınlatır o kuytu geçitleri,
Ne de avucunda biriktirdiğin o sahte pusulalar;
Ruhun, kendi karanlığıyla yüzleştiği yerde başlar hakikat...
İşte orada, o en dibe, o kimsesiz eşiğe vardığında,
Soyunursun birer birer zihnindeki o kurnaz fiyakayı.
Anlarsın ki benlik dediğin, bir üflemelik tozgazı;
Kendi acizliğin yüzüne bir kırbaç gibi çarparken
Anlarsın ki bu fani bedende taşınan yük ne kadar ağır...
Yıllarca sürdürdüğün o mağrur mücadele kesilir,
Kırılır bileklerindeki o sahte kudret zinciri.
Sığınacak hiçbir yerin kalmadığı o zindan odasında
Bir yaprak gibi titrerken kendi zayıflığının önünde,
Devrilir zihninin o mermer kaplı sarayları birer birer...
Kendi cehaletinin haritasını çizerken parmakların,
Ne gurur kalır geriye, ne de o beylik lafların saltanatı.
İnsan kendi darlığına kilitlendiği an fark eder;
Kudret dediğin, ne kasların gücüdür ne de paranın,
İnsanın elindeki tek hakikat, kendi kimsesizliğidir...
Rüzgâr uğuldar dışarıda, kilitler feryat eder,
Gece en koyu tonunu sürerken göz kapaklarına,
İçindeki o kibirli dev yerini mahcup bir çocuğa bırakır.
Görürsün ki haritada kapladığın yer bir nokta kadar,
Görürsün ki sesin, bu sonsuz fezada bir iç çekişten ibaret...
Anlarsın ki ne güneş senin emrinle doğar sabahları,
Ne de rüzgâr senin arzunla yön değiştirir dağlarda.
Sahiplendiğin ne varsa elimizden kayıp giden birer hayal;
Bu fani aynada gördüğün o mağrur siluet
Toprağın altına girince bir avuç çamurdur sadece...
Ve nihayet susar zihnin o bitmek bilmeyen hengamesi,
Kendi hücresinde teslim olur gurur, son nefesini verir.
Sonsuzluğun kapısı tam da o çaresizlik anında aralanır;
Bütün yollar kapanmışken, bütün ışıklar sönmüşken
Gözlerini kapayıp Avuçlarını açtığın o yerde bulursun kendini...
Ne kılıç çalmaktır bu amansız zindana, ne de feryat etmek;
En büyük güç, kendi yokluğunu görüp Asıl Var Olana sığınmaktır.
Bütün yükü bırakıp, bütün benliği O’nun katına sermektir...
Eğilir başın, susar dilin, erir kemiklerin;
Gece biter, çile durulur, tek bir kelime kalır geriye:
TESLİMİYET...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.