4
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
74
Okunma
Bugün asıl yalnızlığımdan vurdular beni, ey gece…
Toplandılar;
üç beş çapulcu,
duvarlarımı zorladılar.
Beni, kendi zindanımın karanlığına sürdüler.
Cezamı kestiler,
hükmümü verdiler.
Kabuk bağlayan yaralarımdan vurdular beni.
Henüz kırık kemiklerimin
kaynamaya başladığı yerden
yeniden sızlattılar neferlerimi.
Oysa bir suçlu aramaya bile
kalmamıştı mecalim.
Bölük pörçük çukurlarımda,
kendi enkazımın içinde
beni ölüme terk edecek kadar
acımasızdılar.
Bilmiyorlardı…
Ben hâlâ
yaşama sevincimi saklıyordum içimde.
Yeniden ayağa kalkacağım günleri
sessizce bekliyordum.
Ey gece…
Nihayetsiz sabahlara sürgün ettiğin
bu yorgun kalbimi
bir zamanlar sen susturmuştun.
Gıptayla baktığın
sevgimizin biletini
sen kesmiştin
bilinmez diyarlara.
Hangi celladın
beni yıkacağından habersizdin belki;
ama ilk sen açmıştın
kapanmaya yüz tutmuş o yarayı.
Acıdı orası biraz…
Sonra
bir bıçak gibi kesti.
Beni sensizlikle vurdular.
Deştiler,
incittiler,
hiç acımadan
içimde ne varsa kararttılar.
Düşlerimi siyaha boyadılar.
Sabahlarıma
bir daha uyanamadım.
Kan çanağına dönmüş gözlerime
ekmeğimi doğradım.
Sonra bekledim…
Kim bilir,
belki bir gün
bir başka darbe gelir diye.
Bekledim vursunlar beni.
Çünkü bazı acılar
insanın canını yakmaktan vazgeçer de
yerleşir ruhuna.
Bazı yaralar
kanamaz artık;
insan onlarla yaşamayı öğrenir.
Oysa…
Seni hiç bilmediler, ey gece.
Beni hangi karanlığın
içinden geçirdiğini,
hangi suskunluğun
içimde büyüdüğünü
hiç bilmediler.
Onlar beni
yaralarımdan vurdular sandılar.
Yanıldılar.
Beni asıl
sen öldürdün.
Ve ben…
Seni
söyleyemedim.
Adını
dilimde taşıyamadım.
İçimde büyüttüm seni,
içimde sakladım.
Söyletmedim kendime.
İşte…
SENİ
SÖYLEYEMEDİM.
SÖYLETEMEDİM
İŞTE…
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.