0
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
81
Okunma
Toprağın üstü de bir, altı da...
Ama o ilmek bir kez atıldı mı göğse,
ne zaman boyun eğer ona, ne mmekân
Sana varmak,
bütün gürültüleri arkada bırakmaktı.
Adam dediğin dağ gibi durur derler ya,
ben senin gözlerinin eşiğinde
içimden içime dökülürdüm.
Kendi varlığımı senin susuşunda bulur,
her sabah adını anarak tamamlardım eksilen yanlarımı
Bir terzi inceliğiyle dokundun ömrüme.
Neresinden tutsam yırtılan,
neresinden tutsam kanayan bir kumaştı hayat.
Sen gülüşünün o sıcacık ipliğiyle
öyle bir dikiş attın ki sol yanıma;
ne ben ayırabildim artık kendimi senden,
ne de bu dikişin izini silebildi zaman
Şimdi hangi fırtına devirebilir ki bu çatıyı?
Hangi keskin ayrılık biçebilir bu bağı?
Adam gibi sevmek;
bir kadının merhametine sığınmakmış meğer.
O kökleri derinde,
o sarsılmaz ve sessiz adanışla...
Gün gelip de bu beden toprağa çekildiğinde,
ellerini ellerimden aldıklarında yani,
o karanlık çukurda tek başıma kalacağım sanma.
Üstüme örtülen toprak soğuk olabilir,
ama göğsümde taşıdığım o sıcak dikiş
aydınlatacak içerideki karanlığı
Sual melekleri indiğinde başucuma,
sormak için gelip durduklarında;
görecekler sol yanımdaki o kırılmayan mühürü,
o ebedî ilmeği.
Çekinecekler dokunmaya...
Çünkü bilecekler;
sevginin diktiği dikişi kabirde melekler bile sökemez
İşte böyle sevgilim;
ben seni bu dünyada bir erkek yüreğiyle,
taş gibi, dosdoğru sevdim.
Öte dünyada ise
o sökülmez dikişin iziyle, bir ruh gibi taşıyacağım.
Bir ruh gibi....
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.