1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
38
Okunma
Bazen bana seni rüyalarımda getirir zaman,
Yıldızlarına sığınırım başka bir evrenin.
Sen o uzak iklimlerde hayata karış, yaşa istediğince;
Ben ki kırgınım kendime bu fani dünyada,
Sessizce üşüyorum senin bıraktığın o derin gölgede...
Aynaların sırrı bozuldu, saatler durdu en kırık yerinde,
Bir rüya tülünün arkasından izliyorum seni usulca.
Hangi evrenin yıldızı düşse avuçlarıma, senin adın fısıldanır;
Oysa ben kendi içimdeki o karanlık kuyuda,
Seni sevmenin ağır ve kederli yüküyle yalnızım...
Sen aydınlık sokakların, kalabalık neşelerin kadını/adamı ol,
Rüzgâr saçlarını tarasın, adımların baharı muştulasın.
Bana ise senin gölgende birikmiş o soğuk hüzün kalsın;
Bir insan nasıl kırılır kendine, nasıl üşür bir başkasının hayalinde?
İşte öyle bir akşamüstündeyim, büsbütün dilsiz ve kimsesiz...
Rüyalar ki; seninle arandaki o son mühürlü kapıdır,
Ne zaman kapatsam gözlerimi, o kapının eşiğinde bulurum kendimi.
Başka gökyüzü, başka yıldızlar, başka kimlikler...
Ama ne kadar kaçsak da bu fani mukadderattan,
Ruhum senin o erişilmez gölgenin altında donmaya mahkûm...
İçimde kelebeklerin değil, kırık aynaların çırpıntısı var,
Kime dokunsam elinde senin uzaklığın kalıyor.
Kırgınım kendime sevgilim, seni bu kadar imkânsız kılacak kadar,
Kırgınım zamana, seni benden bu kadar çabuk çaldığı için...
Ve sen hayata karışırken neşeyle, ben senin yokluğunda çoğalıyorum.
Bir gün bu rüya da bitecek, yıldızlar sönecek o yabancı evrende,
Geriye sadece zamanın yüzüne sinmiş o dumanlı keder kalacak.
Sermayesi umutsuzluk olan bir yolcunun son durağıdır bu;
Ne seni unutmaya gücüm yeter bu saatten sonra,
Ne de gölgende ısınmaya bir imkân kalır...
Şimdi gecenin o en buğulu, en dilsiz katında,
Gözlerimi kapatıp sığınıyorum rüyaların o uzak ülkesine.
Sen başka evrenlerin ışığında hayata karış sevgilim;
Ben senin gölgende üşümeyi,
Bu dünyadaki en zarif kader sayıp susuyorum...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.