1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
138
Okunma
Bu şehrin en kuytu, en kör köşelerini mesken tuttum;
Bana seni sormasınlar, yüzün gözüme görünmesin diye.
Her sokak lambasının altında bir "hoşça kal" büyüttüm,
Ve her karanlık sokakta bir veda besledim hediye.
Rastlaşmayalım diye, adını bir sır gibi sakladım,
En ağır sözlerini yüreğimin paslı zincirine vurdum.
Ölmeyi çok denedim, ama hayatta kalmayı başardım,
Senin o hiç bir halta benzemez sevdanla savruldum.
Hani derler ya zehir bile şifa olabilir bazen;
Senin zehrin, ruhumu bile azat etmeyi başaramadı.
Kırık dökük bir yoldayım, yönümü bulamıyorum hem,
Hangi yöne gitsem, karşımdaki hep o duvar kaldı.
İçimde bir nisan boşluğu, apansız bir soğuk,
Bilmiyorum, neden bu kadar üşüyorum hâlâ?
Bir ateşin közüne üflesem de, hep ayazda kaldım,
Bu sevda masalı, sanki hiç yaşanmamış gibi, belâ.
Aklımın kuytu köşelerinde senin ayak izlerin,
Her adımda bir hüzün, her bakışta bir hicran var.
Karanlık şehirlerde kendimi arıyorum her gece,
Hüzün benim yoldaşım, keder ise sadık bir yar.
Geceleri rüyalarımda senin yüzünü görüyorum;
Sabahları uyandığımda, gözyaşlarım sel oluyor.
Bir türlü senden kopamıyorum, seni unutamıyorum;
Her gün biraz daha eriyor, yok oluyorum.
Ruhumun derinliklerinde bir yara kanıyor,
Saramıyorum, iyileştiremiyorum bir türlü.
Bir ateşin içinde yanıyorum, kül oluyorum;
Her gün biraz daha yok oluyorum, bitiyorum.
Ve son olarak, sana bir mesajım var:
Lütfen, beni bir daha rahatsız etme,
Çünkü seni unutmaya çalışıyorum,
Ve bu yolda ilerliyorum...
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.