1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
49
Okunma
Durun ey zemin ü zaman, dönmeyin artık boşa!
Gök yarılsın ortadan, çarpsın taşa!
Bakın Nebi goncası hangi sızıyla baş başa,
Arşın damarları koptu, dünya dönüyor boşa!
Fırat zincirlenmiş akar, kurumuştur yatağı,
Vurulmuş Al-i Abâ, talan Peygamber bağı.
Hangi vicdan taşır bu yükü,
Kumlar yakıyor dildeki susuzluğun tadını
Oklar öper sineyi, kan dökülür toprağa,
Zeyneb bakar uzaktan solan yeşil yaprağına.
Mızrak ucunda güneş, sığmaz bu dar afaka,
Emzirir çölü göğsünden, emzirir batan gün!
Ağla ey gözlerim ağla, sular da yansın
Arş-ı Ala inlesin, alem de yansın
Zulme boyun eğmeyen o can dayansın
Kıyamet koptu çölün ortasında, o gün
Bak, şimdi dile geldi baştan başa İslâm dünyası,
Yankılanır kubbelerde asırların dinmez yası.
Medine’nin hıçkırığı, Kabe’nin kara örtüsü,
Yüreklere kazındı hakikatin mühürlü acısı
Açıldı seccadeler, göğe yükseldi milyonlarca el,
Bu öyle bir acı ki, gözlerden akan kutsal bir sel.
Doğu’dan Batı’ya sarsılırken bütün bu müminler,
Hüseyin’in adıyla titrer, dile gelir minberler.
Uyan ey şanlı ümmet, silkelen va kalk uykudan
Hüseyin dir ki boynu bedenınden ayrı konulan
Zulmün karşısında durmak, imanın asil şanından,
Vazgeçer mi bu yürekler Peygamber’in kanından?
Vazgeçilmez Ali’nin gonca bağından....
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.