3
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
Ansızın gelen bir sızı gibi oturdun göğsüme,
Hiç hesapta yokken, hiç beklenmezken.
Bir kapı aralığından sızan o keskin soğuk gibi,
İçimin en tenha köşesini üşüttü Sevda Yelleri.
Ben kendi halimde bir kıyıydım, sakindim,
Gecenin rengine, kendi sessizliğime alışmıştım.
Ezberimi bozdu, aldı beni benden;
Geldi, sükûnetimi darmadağın etti Sevda Yelleri.
Sitem etsem duyulmaz, sussam içim yanar,
Gurur dersen, zaten başımın en ağır belası.
Ne kaçacak bir yol bıraktı, ne tutunacak bir dal;
Ömrümü bir yaprak gibi savurdu Sevda Yelleri.
Uzaklardan bir ses gibi, hani duymasan öleceğin,
Duysan, içindeki eski yaraları baştan deşeceğin...
Öyle tekinsiz, öyle hesap dışı bir vakitte;
Geldi, teslim bayrağımı çekti Sevda Yelleri.
Zorunu gördü mü kaçanlardan olmadım hiç, bilirsin,
Kadere de göğüs gerdim, hayatın o en sert yüzüne de.
Ama bu defa karşımdaki ordu değil, amansız bir esinti;
Beni kendi silahımla vurdu Sevda Yelleri.
Şimdi hangi takvim unutturur bana bu mevsimi?
Hangi sular yıkar içime işleyen bu derin izi?
Gözünün içine baka baka, hiç yalvarmadan;
Boynumu dar ağacına astı Sevda Yelleri.
Ve nihayet fırtına dindi, çekildi dalgalar kıyıya;
Adın bende saklı, ömrüm bu esintinin kucağında...
Sözü bitirdi, son noktayı koydu;
Bizi bu sonsuz ayrılğa savurdu Sevda Yelleri
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.