1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
28
Okunma

Bu şiir bir sitem ya da hesaplaşma değil; mutlak bir arınma ve defin ilanıdır. İhaneti de o çirkin fıtratları da açtıkları o kör çukura gömüp, arkamıza bakmadan kendi aydınlığımıza yürüyoruz. Ona harcanan o muazzam emeği ise fıtratımızın sadakası saydık. Şimdi tek bir anı bile hatırlamamak için unutmaya kalkışırken; bu kadar kötülüğün ortasında hâlâ iyi ve temiz kalabilen yüreğimizi alkışlıyoruz..."
Keyifle okumanızı dilerim.
Benim hangi omurgam eksikti be hey vefasız,
Sen hangi eğriliğin koynunda doğruldun böyle?
Gözümün nuru gibi sakındığım o muazzam emeği,
Bir kalemde harcayıp giderken;
Hiç mi sızlamadı o göğsündeki et parçası, hiç mi utanmadın dürüstlüğümden?
İçimde, o saf inancımın kendi celladıyla el sıkışmasını izliyorum sessizce.
Bu yıkımın faili benim o temiz teslimiyetim değil;
O göğsünde taşıdığın, o ruhundaki çirkin lekedir.
Mertçe gelmedin üstüme, arkadan dolandın;
İhaneti tam ortadan, tam yüreğimin merkezinden vurdun beni.
Ben sana insan deyip canımı sermiştim ya hani;
Meğer bir ömür boyu kusursuz bir canlı taklidi yapmışsın koynumda...
Seni de o hıyanetini de açtığın o kör çukurda, yüreğimde gömüyorum artık.
Sana harcadığım o muazzam ömrü, bir sadaka gibi bırakıp gidiyorum.
Üstüne ne bir dua, ne bir beddua, ne de bir isim bırakıyorum;
Şimdi senin bir anını bile hatırlamamak için, seni unutmaya kalkışıyorum...
Bu kadar kötülüğün içinde hâlâ iyi kalabilen yüreğimi alkışlıyorum!
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.