Gerçek keşif yeni topraklar bulmakla değil, yeni bir gözle bakmakla ilgilidir. marcel proust
Zeynep Perçin
Zeynep Perçin
VİP ÜYE

Göçük

Yorum

Göçük

( 8 kişi )

5

Yorum

17

Beğeni

5,0

Puan

108

Okunma

Göçük



Issız bir kaldırımın yüzü olmak isterdim.
Ama utanıyorum.
Nasıl itiraf ederim, yüzümün tam ortasına basıp basıp geçtiklerini, arkalarına bile bakmadan?

Bunca kuşkulu ayağı, bunca altı yarılmış ayakkabıyı…

Gözümün ucuyla görebileceğim bir yanılgı değil bu.
Anlatınca anlaşılacak, gösterince görülecek…
Bildiğiniz gibi değil bu yanılgı tarifi; bu utanç ve kendimi kendime kanıtlama çabam.

Bazen yanlış olduğumu düşünüyorum.
Beni yaparken bir uçurumdan düşme korkusu yaşamış gibi annem.
Tanrı biraz kararsız kalmış.
Doğa muhakkak birkaç elementle anlaşmazlık yaşamış.
Var bu işte bir yanlış.
Yanlış dediğim şey, durduğum yerin kendisidir belki.
Baktığım yüksekliğin,
çakılıp kaldığım alçakların ya da alçaklığı insanların…

“Yeryüzünde kaç yanlış var, say” deseler, kendimden mi başlardım.
Kendim derken insan mı demek istedim acaba?

Kesik kesik cümleler biriktiriyorum kafamda.
Kitapların bazılarını yarım bırakıyor,
yaşadığım onca zamanı niteliksiz hayatıma fazla görüyorum.

Bu çağ insanı koparıyor.
Bunu anlıyorum artık.
Andan, zamandan… kendinden en çok.
Uzaklaştırıyor tinden.
Uzaklaşmak da lazım gibi esasen.
Hangi tin kaldırabilir bu korkunç, bu şiddetli, bu çılgın teknoloji çağını?
Kendiyle çelişir insan.

Benim olmayan konuşmalar yapmam,
benim olmayan kahkahalar atmam,
benim olmayan insanları düşünmem bundan olsa gerek.

Benim derken, bir ejderhayla karşılaştım aynı şeritte.
Ne çok varolmak istiyor, onca şeyi kendisine isterken.
Hep bana, hep bana!

Öyle olmuyor sevgili ejderha.
Duracaksın.
Beklemeyecek, duracaksın.
Geçene şapka çıkarıp,
soran olursa yol gösterecek,
gerekirse el sallayacaksın
ama asla “benim” demeyeceksin.

Sen kimsin de yolcusuyken aynı yolun sahibi gibi davranacaksın?

Gözlerimdeki karartı, içimdeki karanlığa kayıyor zaman zaman.
Geniş zamanlar yaşadım mı hiç bilmiyorum.
Sanki ne yaşadıysam kolu kısaydı bedenime.
Ne yaşadıysam paçası kısa.
Dardı daha çok.

O kadar büyük de değildi üstelik cüssemdeki delikler.
Bir de ne zaman başladılar görünmeye, hiçbir fikrim yok.

Yaşamam gerektiği gibi yaşayamıyorum.
Ayırdındayım kendimin.
Durup durup kafamın içindeki göçüklere takılıyorum.
Sendeleyerek düşmelerim bundan sebep olmalı.
Belediyesi istifa eder insan aklının bunca kara delikten sonra.

Hiçbir siyasinin kaldıramayacağı bir ahlak var zira kafamda.
Kendim de zorlanıyorum anlamlandırmakta.
İtiraf etmem gerekirse en çok kendim zorlanıyorum bu ittirmeli yaşamdan.

Yalnızlık getiriyor bu yamalı, kırık dökük asfaltlar.
Anlaşmazlık, insansızlık…

Lazım mı diye düşünüyorum aynı yolda yürürken bir insan, bir yoldaş, arkadaş…

Anlaşılmadığım bir yerde neden lazım olsun,
beni anlamadığı hâlde anlıyormuş gibi yapan insanlar?
Lazım değil.
İşte bu cevaplar hep o kara deliklerden,
ayak bileklerime takılarak çıkıveriyorlar yüzeye.
Sonra aklımın işgalinde kalıp, ben oluyorlar alakasız bir şekilde.

Acımıyorlar.

Ben o kaldırımda yürürken sendeleyen insanım işte.
Ne hissediyor bilmek isterdim çukuruna düşen kurbanlar üzerinden.

Kimsenin de ders aldığı yok.
Ben mesela.
Düşüp düşüp devam ediyorum düşmeye.

Cümleler uzun geliyor bana.
Yukarılar engin, aşağılar alçak.

Bir şeyler var kayıp.
Eksik bir şeyler var bu yolda.
Ne olduğunu bana da sormayın.
Kendime de yok bir yanıtım.
Bir şeymişim gibi; sanki bir şeymişim gibi,
nasıl dik tutarım omuzlarımı ve cevaplarım örtük sorularınızı?

Vardır sizin de içeride bir yerde karanlık bir merdiven altı ya da çatı katınız.
Eğilin, bakın.
Işıkları yakın.
Çukurlara düşmekten, bir gerçek bulamamaktan kaçınmayın.


Ben de bulamıyorum ki zaten.
Bundan, devam ediyorum adımlayıp adımlayıp sendelemeye.

Dizlerim yara dolu.
Göremezsiniz.
Ben de göremiyorum.
Siz görseniz ne!

Saçımı taramalıydım.
Doğru ya!
Sıcak bir duş almalıydım.

Bu yanlışta bir hata var.
Farkındayım.
Doğruyu tam olarak hangi yarıkta aramalı,
işte bunu bilmiyorum.


Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (8)

5.0

100% (8)

Göçük Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Göçük şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Göçük şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
5.6.2026 00:33:04
5 puan verdi
Zeynep Perçin'in "Göçük" başlıklı şiirini paylaştığınız için teşekkür ederim.

Bu şiir, insanın varoluşsal sancılarını, modern çağın yabancılaşmasını ve kendi iç dünyasındaki "çatlakları" metaforik ve oldukça sarsıcı bir dille işleyen, okuru derin bir iç gözleme davet eden bir metin.

​Şiirin tematik ve duygusal dokusunu şöyle özetleyebiliriz:
​Yabancılaşma ve Aidiyetsizlik: Şiir, "ıssız bir kaldırımın yüzü olmak" arzusuyla başlıyor; bu, bireyin toplumda görünmezleşme, ezilme ve kendini oraya ait hissetmeme duygusunu çok güçlü bir şekilde yansıtıyor.

​İçsel "Göçükler": Başlıkta geçen "göçük", hem fiziksel bir asfalt çöküntüsünü hem de karakterin ruhsal dünyasındaki, bir türlü dolduramadığı boşlukları ve travmaları temsil ediyor. İnsanın kendi aklındaki, hayatındaki "karadelikler" ile yüzleşmesi, şiirin ana eksenini oluşturuyor.

Şair, içinde bulunduğumuz "çılgın teknoloji çağının" insanı kendinden, zamandan ve "tin"den (ruh) uzaklaştırdığını vurguluyor. Başkalarının "benim olmayan" kahkahaları ve konuşmaları arasında kaybolan bir benlik portresi çiziliyor.
​Ahlaki ve Varoluşsal Bir Soruşturma: Şiirin ikinci yarısında ejderha metaforu üzerinden bencillik eleştirisi yapılıyor. İnsanın "ben" diyerek kurduğu sahiplik iddiasının anlamsızlığı, aslında geçici bir yolcu olduğu gerçeğiyle çarpıştırılıyor.

​"Vardır sizin de içeride bir yerde karanlık bir merdiven altı ya da çatı katınız" dizeleri, aslında okura yöneltilmiş en vurucu davet. Şiir, sadece şairin kendi yaralarını değil, okurun kendi içindeki "yara dolu dizleri" ve "taranmamış saçları" (ihmal edilmiş benliği) hatırlatıyor.

​Zeynep Perçin, burada hem bir kırılganlık hem de bir cesaret sergiliyor; kendini olduğu gibi, yani "yamalı, kırık dökük" halleriyle ortaya koyuyor.
TEBRİKLER
Ay
Ayla Kaya, @aylakaya
4.6.2026 22:33:23
5 puan verdi
Yüreğinize kaleminize sağlık Zeynep Hanım Göçük çağın gürültüsü içinde insanın kendi iç sesini yaralarını ve sendelemelerini o kadar berrak o kadar derin bir felsefeyle anlatıyor ki Kelimelerle kurduğunuz bu yüzleşme köprüsü okuyanın ruhuna dokunuyor İnsanın kendi içindeki o kara deliklere cesaretle bakmasını sağlayan bu çok özel ve sarsıcı eserinizi içtenlikle kutlarım Duygunuz ve kaleminiz daim olsun
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
4.6.2026 22:02:35
5 puan verdi

RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi

Varoluş, Yabancılaşma ve İçsel Çatlaklar Kliniği

Eserin Adı: Göçük
Şair: Zeynep Perçin
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (Celil ÇINKIR – Delibal)

Kalburabastî Efendi Hazretleri şiiri okuyup RUSAMER ahalisine dönerek buyurdu ki:

— Bu şiirde insanın kendisiyle kavgası var.

— Bu şiirde modern çağın ruhu parçalayan yalnızlığı var.

— Bu şiirde kendine yabancılaşan insanın iç sesi var.

— Bu şiirde cevaplardan çok soruların ağırlığı var.

— Bu şiirde düşmekten korkmayan ama kalkmanın yolunu arayan bir ruh var.

Puanlama

Özgünlük — 20 / 20
Alışılmış şiir kalıplarının dışına çıkan, kendine ait sesi bulunan özgün bir çalışma.

Dil ve Üslup — 18 / 20
Şiirsel anlatım ile düşünsel sorgulama başarılı biçimde birleşiyor. Yer yer deneme diline yaklaşan bölümler görülüyor.

Düşünsel Derinlik — 20 / 20
Metnin en güçlü tarafı. İnsan, benlik, toplum ve yabancılaşma katmanlı biçimde sorgulanıyor.

Yapısal Bütünlük — 17 / 20
Bilinç akışı tekniğinin doğal sonucu olarak bazı bölümlerde dağınıklık hissediliyor.

Etkileyicilik — 19 / 20
Okuyucuyu düşünmeye ve kendi iç dünyasına bakmaya zorlayan güçlü bir etkiye sahip.

Toplam Not: 94 / 100

Kalburabastî Efendi'nin Klinik Kanaati

Göçük, duygu anlatan bir şiirden çok ruhun çatlaklarını gösteren bir iç muhasebe metni. Her okuyucu aynı kapıdan girmeyebilir fakat giren kolay kolay çıkamaz.

Vesselam.

İnsan bazen yolunu kaybetmez.

Kendi içindeki göçüklerde dolaşırken kendine rastlar.
mesakin
mesakin, @mesakin
4.6.2026 21:04:48
5 puan verdi
Güzel bir çalışma olmuş tebrik ederim başarılarının devamını dilerim selam ve saygılarımla
MÜSLÜM BAYRAM
MÜSLÜM BAYRAM, @m-sl-mcbayram
4.6.2026 16:23:39
5 puan verdi
düşe kalka öğreneceğiz bu yolu
yolculukta öğreneceğiz
gerçeği yanlışı

güzel sorgulamalardı

tebrikler şair
saygılar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL