2
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
53
Okunma
En acımasız, ama en acınası haline yazıyorum bu sitemi,
Söyle,
hangi ara bir oyun sahnesine fırlattın hayallerimi?
Nasıl dehşet bir azaptı,
nasıl bir kor deryasıydı o maskeli yüreğin.
Nasıl başardın gizlenmeyi, söylesene kimdi senin gerçek kimliğin?
Karşımda sütten çıkmış ak kaşık gibi durma, öyle bakma bana,
Yüzleş artık; fıtratındaki o masum iyiliği hangi şerre sattın?
Ben mi kördüm, yoksa hep mi vardı bu tekinsiz, bu sahte halin,
Neden sönmedi, neden hiç görünmedi ruhundaki o kuytu cehennemin?
Hangi gizli dehlize saklayıp yok ettin o çok övündüğün merhametini?
Hangi dünyevi çıkar uğruna feda ettin vicdanının her bir zerresini?
Kime olan nefretin zehrini getirip göz göre göre benim ömrüme yükledin,
Hangi geçmiş yıkılışın intikam faturasını kesip de önüme serdin?
Nerede bu denli ağır yaralandın, nerede kırıldı o çürümüş kanadın’ki
Günahsız bir kalbi darmadağın etmeyi kendine
adalet saydın?
O mizan dedikleri hak terazisi nerede, hangi ihanette ebediyen bozuldu,
Yoksa senin o temiz zannettiğin geçmişin, zaten hep mi kusurluydu?
Şimdi dök içindeki cerahati,
kalmasın ardında tek bir gizli yalanın,
Zira ne kaçacak kör bir noktan kaldı artık, ne de sığınacak yalan zamanın.
Sen kendi fıtratını kendi ellerinle hırsına kapılıp ateşe verdin;
Şimdi o yangından geriye kalan o soğuk küllerle avun, bitti sahte devranın!
Gözlerimin içine bakacak yüzün, söyleyecek tek bir asil sözün kalmadı,
Fırtınan dindi, masken düştü, o sığındığın sahte efsanen buraya kadardı.
Bu mektup; bir ölünün kendi katiline can borcunu ödemesi demek.
Şimdi gömül o kendi ellerinle kazdığın o dipsiz, o dilsiz kuyuna;
Ben kalemi kırdım, uğruna kendimi kaybettiğim bu dava düştü ,
Seni bir ömür birdaha açmamak üzere mahşere kadar mühürledim!
Unutma orada seninle son kez
Görüşeceğiz....
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.