4
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
78
Okunma
Adımlarımın ucu birbirine bakıyor,
Dünya mı tersine dönüyor, yoksa ben mi düz yürüyemiyorum?
Ayakkabılarını yanlış giymiş o çocuk gibiyim;
İçimde bir matem, her adımda etimi kesen bir cam kırığı...
Canıma kastetmiş bu yaranın adını koyamıyorum.
Solum sağımı acıtıyor, sağım soluma yabancı,
Meğer insan en çok kendi hislerine takılıp düşermiş.
Her el uzatış seni kurtarmak için değil,
"Ben de oradaydım" demek safına girme gayretiymiş;
Bunu, o çürük ipler elimde kaldığında anladım.
Hep biliyordum bir yerlerde bir çatlak olduğunu,
Bu evin tavanı alçak, bu göğsün nefesi dar geliyordu.
Yanlış giden bir şeyler vardı ömür defterinde, seziyordum;
Bir sızma vardı kalbimin amansız ışıklarında...
Fakat boyum yetmiyordu hayatın o kaskatı aynasına.
Nerede durmalıydım, hangi virajda durdurmalıydım bu gidişi?
Kestiremiyordum.
Ve kalbimin ansızın devrildiği o kaza, geç kalmıyordu paramparça olmaya.
Doğruyu bulmak için, kendime ait olmayan ne varsa kuşanmışım;
Hatalardan, üstüme uymayan kaftanlar giymişim.
Eğreti duran her yeri düzeltme çabama, zaten oldukça iğretiyim.
Şimdi ayaklarımın altı bir mahşer yeri,
Kendi bastığım topraktan, kendi bıraktığım izden utanır oldum.
Bu hırpani yürüyüş, bu yolunu kaybetmiş sarhoşluk...
Meğer geç kalmak değilmiş mesele,
Yanlış kapının önünde bir ömür beklemekmiş.
İnsan her şeyi seziyor da,
En çok kendi kalbinin pusulasını kırıyormuş.
Ne tam iyileştim ne de bitti bu sızı,
Şimdi olanları ağır bir sandığa kaldırıyorum.
Geçmişi, o kazaları ve elimde kalan çürük ipleri kilitleyip,
Üstünü bembeyaz bir dantelle örtüyorum.
Bu evin sahibi benim;
Gölgesiyle ömrümü dar eden o misafirleri artık uğurluyorum.
Kapıyı arkalarından usulca çekip,
Anahtarı da o sandığın kalbine gömerek...
Artık kimse nerede yanlış yaptığını sormasın bana;
Bu evde adımlar bitti, yol bitti, söz bitti.
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.