1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
30
Okunma
Yaşlı bir amcanın hayat hikayesinden sonra çıkan duygular
Buradan başlıyor inkisar;
Masada açılan ilk katman, o lekesiz çocukluk zamanıdır.
Kusura bakma; çocukluğum...
Henüz dünyaya alışmamış o saf hayreti aldım da,
Gittim o hilekar panayırların, o kaskatı gövdelerin ortasına bıraktım.
O hilafsız berraklığı, o bozulmamış hülyaları,
Sırf o büyüklerin meclisinde yer kaplamak uğruna canlı canlı feda ettim.
Kendi ellerimle ziyan ettiğim o en körpe yanımı,
Seni, o hayatın ilk keskin yokuşunda unuttum
Burada fırtına durmuş, nabız susmuş;
Şimdi o deli heyelanın , o dinmeyen gençlik hararetinin katmanındayım.
Bağışla beni; gençliğim
O kor gibi yanan kalbini, o mukaddes inancını,
Gidip idraksiz çehrelerin, o buz tutmuş iklimlerin ateşinde soğuttum.
Sırf birilerinin sahte nişanları göğsüme iğnelensin diye,
En muhteşem sabahlarını, en kör karanlıkların insafına terk ettim.
Seni koruyamadım gençliğim;
Kendi cinayetimin faili olarak, seni en amansız girdapların ortasında savunmasız bıraktım.
Şimdi önümde duruyor zamanın o sarı, acı suyu;
Elimdeki buğulu şişeden soğuk bir yudum sızıyor boğazımdan,
İçimdeki o vaktinden önce yaşlanmış insana bakıyorum.
Sana; ihanete uğramış, bükülmüş bir kametten başka,
Huzurla nefes alan tek bir dingin gün bırakamadım.
O delice geçen mevsimlerin bütün borçlarını, bütün vebalini,
Senin o yorulmuş, o vaktinden önce yıpranmış iskeletine yükledim.
Masaya her vurduğumda bu kadehi, yankılanıyor o eski hırpalı yürüyüşüm...
Şimdi o titreyen parmaklarına, o mecali tükenmiş dizlerine,
Taşıyamayacağın kadar ağır bir kronik pişmanlık külfeti teslim ediyorum.
Sana temiz bir nefes, asude bir akşamüstü borçluyum.
Ve artık huzuru bul ruhum
Bitti bu kederli inceleme, dikişler söküldü...
Ey bu hırpalanmış bedeni bekleyen dilsiz toprak,
Sana teslim edecek bir enkazım kalmadı artık.
Çünkü ben katman katman soyulurken bu loş masada,
İçimdeki o asıl cevheri, o hakkı yenmiş maktulü bulup çıkardım.
Bunca hesabın, bunca sızının arasından,
Bağışlanmış kuş gibi sıyrılıyor ruhum şimdi.
Ne bir kafesin ağırlığı kaldı üzerinde, ne geçmişin o soğuk bulutu,
Tüm bağları çözüyorum, tüm dikişleri serbest bırakıyorum.
Kendimden dilediğim bu derin özürle birlikte,
Ruhumu ait olduğu o uçsuz bucaksız göğe, sonsuz özgürlüğe uğurluyorum.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.