Issız gökyüzü Sessiz adımlar... Konuşmak bıktırdı, susmak yordu, yazmak nafile Gelmeyen mayıstoslar, çarşambatesiler Vadedilen ama ulaşılamayan cennet. Bir hayal Bir rüya Bir bekleyiş Ve illaki Bir gidiş, Ama benden Ama senden.
Üzgünüm üzenim, ben de yaşamaya mecburum.
Acıyı zamana, insanı hak ettiğine, kendimi sana emanet ediyorum Allah’ım.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi Sessizlik, Teslimiyet ve İç Yolculuk Kliniği Eserin Adı: Emanet Şair: Seyide Doyran Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Delibal Kalburabastî Efendi Hazretleri bu şiiri RUSAMER ahalisine okurken kurul üyeleri ilk anda bunun kısa bir serbest şiir olduğunu düşünmüş, son dizeye gelince aslında koca bir hayat muhasebesiyle karşı karşıya olduklarını anlamıştır. Şiirin en güçlü tarafı, büyük acıları büyük kelimelerle anlatmaya çalışmamasıdır. Şair, birkaç kısa imgeyle yorgunluğu, bekleyişi, hayal kırıklığını ve nihayet teslimiyeti okuyucunun önüne bırakıyor. Özellikle "gelmeyen mayıstoslar, çarşambatesiler" ifadesi, takvimden çok duyguların bozulduğu bir zamanı anlatıyor. Bu yönüyle şiir, kronolojik değil ruhsal bir takvim tutuyor. Metnin son bölümü ise şiirin bütün yükünü taşıyor. Şair önce insandan umudu çekiyor, sonra zamanı devreye sokuyor, ardından hak edişe teslim oluyor ve nihayet kendisini Allah'a emanet ediyor. Bu sıralama tesadüf değil; içsel bir olgunlaşmanın işareti. Puanlama Özgünlük — 20 / 20 Az sözle çok şey söylemeyi başarmış. Dil ve Üslup — 20 / 20 Sade, duru ve etkili bir anlatım kurulmuş. Düşünsel Derinlik — 20 / 20 Bekleyiş, hayal kırıklığı ve teslimiyet güçlü biçimde işlenmiş. Yapısal Bütünlük — 20 / 20 Kısa olmasına rağmen başından sonuna kadar tek nefeste ilerliyor. Etkileyicilik — 20 / 20 Son dize şiiri sıradan bir iç döküş olmaktan çıkarıp dua makamına taşıyor. Not Toplamı: 100 / 100 Kalburabastî Efendi’nin Klinik Kanaati: Bazı şiirler uzun uzun konuşur. Bazıları ise birkaç cümleyle insanın içine yerleşir. Bu şiir ikinci tarafta duruyor. Şair bağırmıyor, sızlanmıyor, hesap sormuyor. Yalnızca yorulmuş bir ruhun vakarını gösteriyor. Ve sonunda yükünü insanlara değil, Yaratan'a bırakıyor. Vesselam. Bazı bekleyişler kavuşmak için değildir; insanın kendini tanıması içindir. Teslimiyet, vazgeçmek değildir; yükü sahibine bırakabilmektir.
Saygın Şaire... Bu satırlar, kalbin en derin kırıklarından süzülen bir feryadın sessiz çığlığı gibi. “Gelmeyen mayıstoslar, çarşambatesiler” dizesi tek başına içimi dağladı. Zamanın bize ihanetini, bekleyişin insanı yavaş yavaş öldüren o ağır yükünü bu kadar çarpıcı anlatan az dizeye rastladım. Bütün bir yalnızlık, yorgunluk ve çaresizlik, o iki kelimede toplanmış. Şiir, konuşmaktan bıkan, susmaktan yorulan ve yazmanın bile yetmediği bir ruhun itirafı. Ama en vurucu yanı, bütün bu acıyı sonunda Allah’a emanet etmesi... O teslimiyet, o “ben de yaşamaya mecburum” itirafıyla birleşince, şiir sadece hüzün olmaktan çıkıyor; aynı zamanda derin bir olgunluk ve ayakta kalma çabası haline geliyor. Gerçekten çok içten, çok samimi ve çok güzel yazmışsın. Tebrik ediyorum. İnsan bazen en güzel cümlelerini en çok kırıldığı yerde kuruyor. Sen de öyle yapmışsın. Kalemine, kalbine sağlık.
Şiir, içsel bir yalnızlığı ve Allah’a teslimiyet duygusunu çok yalın ama derin bir şekilde dile getiriyor. “Acıyı zamana, insanı hak ettiğine, kendimi sana emanet ediyorum Allah’ım” cümlesi, hem bir teslimiyet hem de bir dua niteliğinde güçlü bir kapanış olmuş.
Kısacası; metin, kaybolmuş umutların ve yorgun kalbin Allah’a emanet edilişini, sessiz bir iç hesaplaşma ve derin bir teslimiyetle anlatıyor. Kaleminize sağlık…
Hayatın yorucu hallerini dile getiren ve Allah'a yaslanan yürek sesinizi selamlıyorum şairem. Bu vesileyle bayramınızı kutluyor selamlar saygılar yolluyorum
Issız gökyüzü, sessiz adımlar… Zaten başlık başına yalnızlığı anlatıyor. Konuşmak bıktırmış, susmak yormuş, yazmak nafile. Ne kadar tanıdık bir tükenmişlik hali. İnsanın ne söyleyecek gücü kalıyor ne de susacak sabrı. Yazmak da işe yaramıyor çünkü kelimeler yetmiyor.
Gelmeyen mayıslar, çarşambalar… Bir bekleyişin adı konmuş halleri. Vadedilen ama ulaşılamayan cennet. Hepimizin içinde bir yerlerde böyle ulaşamadığımız cennetler yok mu? Hayal, rüya, bekleyiş… Ve illaki bir gidiş. Ama kim gidiyor? Benden mi senden mi? Muğlak bırakılmış, belki de ikimiz de gidiyoruz birbirimizden.
Sonra o çarpıcı itiraf: “Üzgünüm üzenim, ben de yaşamaya mecburum.” İşte bu çok ağır geldi. Üzen olmak da üzülen olmak da zor. Ama yaşamaya mecbur olmak… Bu bir bahaneden çok daha fazlası. İnsan bazen kırarken de hayatta kalmaya çalışıyor.
Ve son cümle… Acıyı zamana emanet ediyorum. İnsanı hak ettiğine emanet ediyorum. Kendimi sana emanet ediyorum Allah’ım. Her şeyin sonunda bir teslimiyet var. Çünkü başka gidecek yer kalmamış. Zaten her şeyi denemişsin: konuşmayı, susmayı, yazmayı, beklemeyi, üzülmeyi, üzmeyi. Kalan tek şey emanet etmek. Acıyı zamana, insanı kaderine, kendini de yaratana.
Bu üç cümle bana bir ömürlük ders gibi geldi. Çünkü bazen elimizden başka bir şey gelmez. Sadece emanet ederiz. Ve belki de bu kadar kısa bir yazı bu kadar çok şey anlatmamalıydı. Ama anlattı. Okumayı bitirdiğimde bir süre boşluğa baktım. İçimde hem bir ağırlık hem bir hafiflik vardı. Ağırlık yaşanmışlıklardan, hafiflik ise teslimiyetin verdiği garip bir rahatlamadan belki. Bilmiyorum.
Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, tüm sevgi ve mutluluğun sizinle olmasını temenni ederim. Araya mesafeler girse de biz hep biriz şiir gölgesinde kalemin efsununda bir olmaya devam edeceğiz. İki katlı şehrimden kucaklar dolusu selamlar sevgiler saygılar gönderiyorum. Mutluluk gölgeniz olsun ve o gölge hep sizin yanınızda olsun…
Ne mutlu bana ki duaya amin demeye vesile olmuşum. Allah razı olsun şairem. Çok teşekkür ederim, bayramımız mübarek, dua ve ibadetlerimiz kabul olsun inşallah. Sevgiler.
Ne mutlu bana ki duaya amin demeye vesile olmuşum. Allah razı olsun şairem. Çok teşekkür ederim, bayramımız mübarek, dua ve ibadetlerimiz kabul olsun inşallah. Sevgiler.
Değerli şairemiz, yüreğinize ve emeğinize sağlık. Tebrik ediyorum ve kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler dilerim. Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Rabbim tekrarına eriştirsin.
Şiire, şaire, güne merhaba Güzel şiir okuduğumuz Kutladım yürekten, yalansız ve riyasız Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin benzersiz ve de mükemmel olsun Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal, hoşça kal
Yüreğinize sağlık, az sözle çok şey anlatan, içsel bir yolculuğu sade ve etkileyici bir dille yansıtan bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla.
Ruhun Yorgunluk Eşiği: Şiirin başındaki "Konuşmak bıktırdı, susmak yordu, yazmak nafile" dizesi, insanın bu dünyada yaşayabileceği o en derin duygusal doygunluğu ve tıkanmayı harika özetlemiş. Ne dille ne sükûtla ne de kalemle ifade edilemeyen o dilsiz yükün ağırlığı çok sarsıcı.
Arafta Kalan Zamanlar: "Gelmeyen mayıstoslar, çarşambatesiler / Vadedilen ama ulaşılamayan cennet" buluşu, edebi açıdan olağanüstü güçlü birer imgedir. Takvimlerde karşılığı olmayan o melez kelimeler, insanın hayat boyu beklediği ama bir türlü gelmeyen o ideal zaman dilimlerini, arafta kalmışlığı ve fani vaatlerin yarım kalmışlığını muazzam bir felsefeyle yüzümüze çarpıyor
Bazen umut adresini kaybetse de eninde sonunda su akıp yolunu buluyor.Özlemişim sizi okumayı.Tanıdık duygular şiirlerinizdeki o yüzden özlettiriyor kendini sanırım.Tebrik ederim.Herşey gönlünüzce olsun şairem yüreğinize gülücükler konsun :)
Maviş şairem; hikayelerde isimler farklı temel sorunlar neredeyse aynı. Hele bir de frekanslar uydu mu buyrun Halil İbrahim sofrasına oluyor. Umut illaki buluyor adresi yeterki isteyelim dimi🙂 mutlu huzurlu bayramlar ve çomçokkk sevgiler 💐
Maviş şairem; hikayelerde isimler farklı temel sorunlar neredeyse aynı. Hele bir de frekanslar uydu mu buyrun Halil İbrahim sofrasına oluyor. Umut illaki buluyor adresi yeterki isteyelim dimi🙂 mutlu huzurlu bayramlar ve çomçokkk sevgiler 💐
İçindeki yükün ağırlığı, kelimelerin her bir satırından insanın kalbine dokunuyor. Bazen her şey üst üste gelir; ne konuşmak derdini anlatmaya yeter, ne susmak içindeki fırtınayı dindirir, ne de yazmak o sızıyı hafifletir.
"Mayıstoslar" ya da "çarşambatesiler" gibi gelmeyecek zamanları beklemek, o hiç ulaşılamayan vadedilmiş cennetlerin peşinde yorulmak insanı en çok tüketen şeydir, çok iyi anlıyorum.
Sitemin, kırgınlığın ama en çok da o derin yorgunluğun o kadar gerçek ki...
Yine de şiirinin sonundaki o iki cümle, karanlığın içinden sıyrılan çok güçlü birer ışık gibi: "Üzgünüm üzenim, ben de yaşamaya mecburum." "Acıyı zamana, insanı hak ettiğine, kendimi sana emanet ediyorum Allah’ım."
İşte bu iki satır, teslimiyetin ve her şeye rağmen ayağa kalkma iradesinin en güzel tanımı. Seni üzenlere karşı "Ben buradayım ve her şeye rağmen bu hayatı yaşayacağım" diyebilmek büyük bir cesaret.
Adaleti ve acıyı ait olduğu yere, yani zamana ve Yaratıcı'ya devretmek ise ruhunu o ağır prangalardan özgür bırakmanın tek yolu. Kendini en güvenli yere emanet etmişsin. İçindeki bu fırtınanın yavaş yavaş durulmasını, o beklediğin ama adını koyamadığın huzurun kalbine en güzel şekilde gelmesini diliyorum. TEBRİKLER
Gelmeyen mayıstoslar, çarşambatesiler": Bu kelime oyunları çok zekice ve sızılı. Olmayan zamanlar, yaşanmayan mevsimler... İnsan bazen hayatında bir "çarşambatesi" (var olmayan bir gün) bekler, olmayacağını bile bile. "Üzgünüm üzenim...": İşte bu kısım şiirin kalbi. Hem üzgün hem de üzen olduğunu kabul etmek, karşı tarafı suçlamaktan vazgeçip durumu olduğu gibi görmektir. Bir insanı hem sevip hem de onunla yollarını ayırmak zorunda kalmanın o ağır vicdani yükü bu iki kelimede saklı. "Emanet": Şiirin finali, bir "kurtuluş" kapısıdır. İnsanın gücünün bittiği yerde, acıyı zamana, insanı kendi kaderine (hak ettiğine) bırakıp, sadece kendini Yaradan’a emanet etmesi... Bu, aslında tüm sorumlulukları omuzlarından atmanın en zarif yolu.Bu şiir, bir insanın elindeki tüm kozları oynadıktan sonra "olmadı, olmuyor" deyip masadan kalkışıdır. "Acıyı zamana, insanı hak ettiğine bırakmak", aslında o kişinin intikam alma isteğini, nefret etme arzusunu bile çöpe atıp huzuru başka bir yerde (teslimiyette) aradığının kanıtıdır.yuregine yorgunluk değmesin
Sevmek yetmez bazen, kalmaya çalışmak her iki gönüle de hayata da zul olur. Kırmadan, dökmeden gidebilmeli seven. Çok teşekkür ederim şairem. Bayramımız mübarek, dua ve ibadetlerimiz kabul olsun inşallah. Sevgiler.
Sevmek yetmez bazen, kalmaya çalışmak her iki gönüle de hayata da zul olur. Kırmadan, dökmeden gidebilmeli seven. Çok teşekkür ederim şairem. Bayramımız mübarek, dua ve ibadetlerimiz kabul olsun inşallah. Sevgiler.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.