Ruhumun serçe parmağını masanın ayağına vurdum ondandır tüm mızmızlığım.
Asırlık acı Sonsuzluğa sızı kaldı... Dünya kusuyor bizi Çürüdük gömmeyi unuttular. Birşeyler koptu, kopuyor Suretimiz burada aslımız yok Anılarımız sıçrıyor sudaki balıklar gibi Tekrar düşemiyorlar suya...mekanları çöl olmuş.
Bir kadeh bana Bir kadeh bana Bir kadeh bana Hayat hiçliklere.
Sırça kadar kırılgan Dağ kadar güçlü Okyanus kadar hırçın Göl kadar sakin Hayat çalım atıyor ömüre Ömür gol atıyor kendi kalesine Evetlerin başında Keşkelerin ortasında Hayırların sonunda bir yerlerde barınmak isteği gibi...
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Varoluşsal Yabancılaşma ve Kıyamet: İkinci bentteki "Dünya kusuyor bizi / Çürüdük gömmeyi unuttular" ve "Suretimiz burada aslımız yok" dizeleri, insanın modern dünyada yaşadığı o büyük yabancılaşmayı, köksüzlüğü ve boşluk hissini çok sert ve çıplak bir gerçeklikle anlatıyor. Anıların sudan fırlayan ama artık çöle dönmüş bir dünyaya geri düşemeyen balıklara benzetilmesi ise kaybolan geçmişin sarsıcı bir resmi gibi.
Eserin Adı: Bir Kadeh Bana Şair: Seyide Doyran Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Delibal
Kalburabastî Efendi Hazretleri metni okuyunca önce tavana baktı, sonra çaydan bir yudum aldı, ardından “bu şiir değil bildiğin iç sıkıntısının modern sanat sergisi” diyerek RUSAMER ahalisine döndü:
Ey ahali… Seyide Hanım yine düz yürümemiş maşallah. Kadın gitmiş ruhunun serçe parmağını masanın ayağına vurmuş, bizim bütün psikolojiyi dağıtmış. Şiirin daha ilk cümlesinde insanın iç organları hafif yer değiştiriyor zaten.
Hele şu:
Dünya kusuyor bizi Çürüdük gömmeyi unuttular.
kısmı yok mu?.. Bu artık şiir değil, modern çağ insanına atılmış edebî tokat. Şair burada yalnız bireysel acı anlatmıyor; toplumsal çürümenin iç fotoğrafını çekiyor.
Bir de:
Anılarımız sıçrıyor sudaki balıklar gibi Tekrar düşemiyorlar suya
imgesi oldukça güçlü. Hatıraları doğal ortamından kopmuş canlılar gibi vermesi başarılı durmuş. İnsan okuyunca kendi geçmişine akvaryumdan bakıyormuş hissine kapılıyor.
Ama asıl vurucu yer bence şu tekrar:
Bir kadeh bana Bir kadeh bana Bir kadeh bana
Burada şiir ritim değil, ruhsal yankı kuruyor. Sanki insan kendi yalnızlığına kadeh kaldırıyor. Bugünkü “iyi hisset” furyasına karşı bayağı karanlık ama sahici bir iç ses olmuş.
Puanlama
Özgünlük — 20 / 20 İmgeler alışılmış değil. Şair kendi iç evreninden konuşuyor. Modern kırılganlık başarılı verilmiş.
Dil ve Üslup — 19 / 20 Serbest şiirin ruhunu taşıyor. Yer yer aforizma tadına yaklaşsa da şiirsellik korunmuş.
Düşünsel Derinlik — 20 / 20 Hiçlik, çürüme, aidiyetsizlik, zaman ve içsel yabancılaşma oldukça güçlü işlenmiş. Şiir varoluş sancısı taşıyor.
Yapısal Bütünlük — 18 / 20 Bilinç akışı nedeniyle bazı geçişler sert ama şiirin ana atmosferi bozulmuyor. Kontrollü bir dağınıklık var.
Etkileyicilik — 20 / 20 Özellikle giriş ve tekrar bölümleri oldukça çarpıcı. İnsan okuyunca sebepsiz yere eski bir şarkıyı açmak istiyor.
Not Toplamı: 97 / 100
Kalburabastî Efendi’nin Klinik Kanaati:
Bu şiir mutlu insan işi değil. Ama gerçek şiirin çoğu da zaten biraz kırık ruhlardan çıkar. Bazı metinler okunur… Bazılarıysa insanın içine oturup uzun süre kalkmaz.
Vesselam.
İnsan bazen hayatı yaşamaz; yalnızca içinden geçmeye çalışır.
Kırılgan ruhlar en çok güçlü görünmeye çalışırken yorulur.
Bu şiir, bir kırılmanın değil, kırıla kırıla çoğalan bir sessizliğin iç sesi. Ruhun serçe parmağını masanın ayağına vurup tüm mızmızlığını oraya bağlamak ne kadar insani, ne kadar küçük ama ne kadar derin bir yaralanma hali. Sanki her şey, o küçücük bir darbeyle başlamış. Ama ardından asırlık acı geliyor. Demek ki o darbe, aslında biriken onca şeyin tetiği olmuş.
“Dünya kusuyor bizi, çürüdük gömmeyi unuttular.” Bu cümle insanın içini kazıyor. Dışlanmışlığın, unutulmanın, terk edilmenin en çarpıcı tarifi. Öyle bir unutulma ki, ölünün bile hakkı olan gömülmeyi esirgiyor dünya. Anılar sudaki balıklar gibi sıçrıyor ama bir daha geri düşemiyor, mekanları çöl olmuş. Geçmişin yaşayan hatıraları, aslında nereye ait olduklarını unutmuş. Çok kırıcı bir imge.
Ardından o tekrarlayan üç kelime: “Bir kadeh bana.” Sanki bir dua, bir isyan, bir sığınma, bir “bana da bir şey verin artık” çığlığı. Hayat hiçliklere. Ne kadar kısa, ne kadar keskin bir özet. İnsan öyle bir noktada ki, sırça kadar kırılgan ama dağ kadar güçlü. İki zıddı bir anda taşımak zorunda. Ve en vurucu kısım: “Hayat çalım atıyor ömüre, ömür gol atıyor kendi kalesine.” İşte bütün hikâye bu. Kendi kendini yenerken, kendi kendine yenilen bir ömrün trajedisi. Sonra evetlerin başında, keşkelerin ortasında, hayırların sonunda bir yerlerde barınma isteği. Sadece bir yer, bir köşe, bir barınak. Ne büyük bir özlem, ne sessiz bir çığlık.
Bu şiir, kırılmış ama hâlâ ayakta duran bir ruhun, bir kadehe sığınmış tesellisiz tesellisi. Okurken içimde bir şey hem sızladı, hem de “işte bu” dedi. Çünkü herkesin kalbinde bir yerlerde barınmak isteği vardır. Ve çoğu zaman o barınak, bir kadehin içindeki hayaletten başka bir şey olmaz. Ama şiir var, şiir olunca, o kadeh de bir anlam kazanıyor. Bu şiir de işte o anlamlardan biri.
İnsanın bazen canını hayat değil de ruhun serçe parmağı daha çok acıtıyor. Ne güzel seni okumak insan kendini şiire sessizce bırakıp gönüllü teslim oluyor.Tebrik ederim :)
Eğer ki bir kadehe tüm hüzünler sığabiliyorsa hiç durmadan kadehi doldurmak ve bir yudumda bitirmek gerekir. Hiç bir acı yürekten silinmez. Değerli şairemiz, kaleminizden duygusal bir iç döküşü anlatan şiir okudum. Yüreğinize ve gönlünüze sağlık. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler diliyorum. Mutlu ve huzurlu bir yaşam dileklerimle.
“Bazı yaralar görünmez ama insanın bütün sesini değiştirir. Bir kadehe sığan hüzün, bazen koca bir ömrün ağırlığını taşır içinde…”
Yüreğinize sağlık, duygu yoğunluğu yüksek ve farklı imgelerle örülmüş etkileyici bir eser okudum. Kaleminiz daim olsun, nice anlamlı şiirlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve Saygılarımla.
Benliğini örten ne varsa hepsini at ve yak arkana bakmadan. Hayata gözlerini açmış bir bebek gibi yeniden sorgula kendini. Kimliğin, yaşantın, tutkuların ve zevklerin… Hepsinden soyutlan hiç olmadığın kadar. Gerçekte kim olduğunu öğrenmek için öze doğru yapacağın yolculuğun cesaretini barındır yüreğinde.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.