(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Andırın Kültür Havzası Şiir Anlama ve Dinleme Merkezi
Kadın İradesi, Direniş ve Nükteli Hikmet Salonu
Bugün salonumuzda Sayın Seyide Doyran'ın Dokuz Boğum adlı şiiri okunuyor.
Kalburabastî Efendi bugün salona boynunda dokuz düğüm atılmış bir ip, elinde de kocaman bir makasla girdi. İpi göstererek:
— Evlatlar... Buna "dokuz boğum" dediler. Çözmeye çalıştım, olmadı. Sonra anladım ki düğüm ipte değilmiş; bazı insanların dilindeymiş!
Salon ilk cümleden kahkahaya boğuldu.
Karacaoğlan Köşesi'nden Sarı Mehmet gülerek söze başladı: — Şair "Kadınca savaşırım." diyor. Bizim evde de öyle... Hanımla tartışınca ben bir cümle kuruyorum, o üç örnek, dört delil, beş tanık getiriyor. En sonunda ben kendi dediğimi inkâr ediyorum!
Salon alkış ve kahkahalarla çınladı.
Âşık Feymani Köşesi'nden Sultan Bacı gözlerini hafifçe kıstı: — Erkekler "Ben sustum, tartışmayı kazandım." sanıyor. Evladım, kadın susmuşsa dava bitmedi; dosya sadece üst mahkemeye gitmiştir!
Salon gülmekten kırıldı.
Ozan Avanoğlu Köşesi'nden Topal Bekir bastonunu kaldırdı: — Şiirde "Gırtlak dediğin dokuz boğum." deniyor ya... Ben evde bir yanlış laf ettim. Hanım dokuz boğumu tek tek saydırdı. O gün anladım ki boğaz anatomisini en iyi evli erkekler biliyor!
Kahkahalar salonu doldurdu.
Hasibe Hatun Köşesi'nden Kezban Teyze mendilini düzeltti: — "Porselencide filim." dizesini okuyunca aklıma geldi. Bizim gençler de vitrinde fil gibi geziyor, ama eve gelince bir çay bardağını mutfağa götürmeye üşeniyorlar!
"Bravo!" sesleri yükseldi.
Âşık Diyari Köşesi'nden Deli Osman bastonunu yere vurdu: — Şair diyor ki "Gargat ağacının kökü, zeytin dalının filizini yenebilir mi?" Ben de diyorum ki yiyemez! Ama bizim mahallede keçiler bırakılırsa, şiiri de yer, zeytini de yer, gargatı da yer! Onun için önce çiti sağlam yapmak lazım!
Salon kahkaha ve alkışlarla inledi.
Kalburabastî Efendi makası cebine koydu, düğümlü ipi havaya kaldırdı.
— Evlatlar... Dokuz boğum sadece boğazda değildir. İnsanın sabrında da vardır, sözünde de vardır, susuşunda da... Marifet, o düğümleri çözmeden konuşabilmektir.
Seyide Doyran, kısa ama yoğun çağrışımlarla örülü modern bir şiir kurmuş. Metin, kadın kimliğini öfkeyle değil; özgüven ve duruşla dile getiriyor. "Kadınca savaşırım / Kadınca kazanırım." dizeleri şiirin omurgasını oluştururken, "Gırtlak dediğin dokuz boğum" ifadesi hem atasözü geleneğine hem de sözün sorumluluğuna gönderme yapıyor. Son bölümdeki "Gargat ağacının kökü / Zeytin dalının filizini yenebilir mi?" sorusu ise güçlü bir metafor olarak okuyucuyu düşünmeye davet ediyor. Şiir, sembollerle konuşmayı seven, her okuyuşta yeni anlam katmanları açan bir yapıya sahip. Yer yer kapalı anlatımı bulunsa da özgün sesi ve cesur imgeleriyle dikkat çeken başarılı bir eser.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Ben bilmem Gargat ağacı Zeytin ağacını yener mi? Ama seni bilirim. Kocaman bir yüreğin var senin ki o yürek dağları bile devirir Seyide'm. Şiirin coşkusuyla ben bile şu anda gaza geldim haberin olsun :)
Bu şiiri okuyunca insan ayağa kalkıyor Çünkü bu bir şiir değil bu bir manifesto
"Yolun başında değil sonundayım" diyorsun Yorulmuşsun ama yıkılmamışsın Zaferlerin prangası olmuş kalbin Demek ki en çok kalpten vurulmuşsun
"Barbar değilim kadınım" İşte bütün şiir burada başlıyor Kadınca savaşırım diyorsun Kadınca kazanırım Ne bağırarak ne kırarak Sabırla inatla sessizce
"Dokuz boğum" demişsin gırtlağa İstediğin kadar susalım Ama konuşalım deme sakın Çünkü susmak bazen en yüksek sestir Ve sen susarak bile dağları deviriyorsun
"Dalgakıranım pusulam göğüm" Kendin kendine yetmişsin Denizin de toprağın da sazın da sızın da sende Kimseye muhtaç değilsin
Ve o son soru "Gargat ağacının kökü zeytin dalının filizini yenebilir mi" Yenemez Çünkü barış inatla büyür Kök ne kadar sert olursa olsun Filiz daha inatçıdır
Kalemin çok kuvvetli Şairem Kadın olmayı hem kılıç hem merhem yapmışsın Emeğine sağlık 👌👌👏👏☕🙏
Şairim ne güzel söylemişsiniz "Kadın olmayı hem kılıç hem merhem yapmışsın" kadınların çoğunun özü bu. Bu kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim🙏sevgiler.
Şairim ne güzel söylemişsiniz "Kadın olmayı hem kılıç hem merhem yapmışsın" kadınların çoğunun özü bu. Bu kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim🙏sevgiler.
Değerli şairemiz, kaleminizden güzel ve sert bir uyarı mesajı veren duygusal bir şiir okudum. Yüreğinize, emeğinize ve kaleminize sağlık. Tebrik ediyorum ve kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler dilerim.
Kadin diliyle yazdığın meydan okumalarindaki hem o ozguveni hem nahifligi cok seviyorum ablacim. Harikasin 💞🫶bizim koselerimiz kendimizi koruyacak kadar var olsa da sivri degil torpuleriz onlari, bakimli koselerimiz.. daha olmadı biz o köşelere silikon takarız ki dokunanın carpanin cani yanmasın ama o koseler bizim kalelerimiz torpulu de olsa silikonla da kaplasak asla bir yuvarlak degil. Hayat sertlestirmeye çalışsa da biz kendi fitratimiza sadik kalarak ve kendi mucadele yontemlerimizle bu savastan galip çıkarız insaAllah. Su bile döküldüğü kabin şeklini alır ama asindirici guce de sahiptir zamanla ve sabırla. Sukunet ve zarafetini kaybetmeden mucadele eden kadin kayayı bile sekilendirebilir ben inanıyorum. Ama bunu tercih eder mi iste orası tartışılır...👏👏seviyorum seni ve kalemini guzel ablacim💫
Selam olsun güzel şiir yazana Her zaman ki güzelliğinde bir eser Değerli kalemi, yazdıran yüreğini kutluyorum, yalansız ve riyasız Nice güzel şiirlere, yelken açman dileklerimle Şiirle kal, sevgiyle kal, hoşça kal
Uzun zamandır yazmıyorum ama bu şiire sessiz kalınamazdı. "İstediğin kadar susalım" Her dizesi dakikalarca düşündürebilir. İnanılmaz metaforlar, çok derin sözler. Sessiz ama sarsılmaz bir kadının manifestosu. Kutlarım hocam. Okunup geçilecek değil, tekrar tekrar okunacak bir şiir...
"Zaferlerin prangası kalp sandığım" dizesi, kazanılan başarıların bazen insanı kendi duygularına nasıl hapsettiğini çok asil anlatıyor. Peşinden gelen "Barbar değilim kadınım / Kadınca savaşırım / Kadınca kazanırım" haykırışı ise şiirin omurgasını oluşturuyor; kaba kuvvete, barbarlığa prim vermeden, zekayla, zarafetle ve dişil bir bilgelikle verilen o asil savaşı ilan ediyor.
Kaleminizin gücü ve dizelerinizin derinliği gerçekten büyüleyici. "Porselencide filim" gibi keskin bir ironiden, "Gırtlak dediğin dokuz boğum" gibi kadim bir sabra uzanan, hem çok güçlü hem de çok yaralı bir duruş var bu şiirde. Sorduğunuz o son soruya, şiirinizin kendi ruhuyla cevap vermek gerekir belki de: Gargat ağacının kökü, zeytin dalının filizini asla yenemez. Çünkü gargat, saklanmanın, arkasına gizlenmenin ve gölgelerin ağacıdır; hırsı, savaşı ve köklerindeki o ağır, karanlık sessizliği temsil eder. Zeytin ise bin yıllardır her şeye rağmen hayatta kalan, barışın, direnişin, yeniden doğuşun ve adaletin sembolüdür. Bir filiz ne kadar kırılgan görünürse görünsün, içinde taşıdığı yaşam gücü ve ışığa olan inancı, en derindeki ve en karanlık kökten daha güçlüdür. Barbarca değil, "kadınca" verilen o vakur savaşın sonunda zafer, her zaman göğe doğru uzanan zeytin dalının olacaktır. Yüreğinize, kaleminize sağlık. Sesi o kadar derinden geliyor ki bu dizelerin...
Bu güzel yorumunuzla beni mutlu ettiniz. Bir filiz ne kadar kırılgan görünürse görünsün, içinde taşıdığı yaşam gücü ve ışığa olan inancı, en derindeki ve en karanlık kökten daha güçlüdür. Ne güzel ifade etmişsiniz. Çok teşekkür ederim ziyaretiniz ve kıymetli yorumunuz için. Sevgiler.
Bu güzel yorumunuzla beni mutlu ettiniz. Bir filiz ne kadar kırılgan görünürse görünsün, içinde taşıdığı yaşam gücü ve ışığa olan inancı, en derindeki ve en karanlık kökten daha güçlüdür. Ne güzel ifade etmişsiniz. Çok teşekkür ederim ziyaretiniz ve kıymetli yorumunuz için. Sevgiler.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.