7
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
80
Okunma

gülümseyen bir fotoğrafın çizgilerinde
kayboluyordu yüzün.
kahkahanın rüzgarı vardı üstümde,
savuruyordu beni
hiç bilmediğim bir yere doğru.
mutluluk kaç adım sürer
bilmiyordum.
zaten kim bilir ki bunu
gerçekten yaşayanlardan başka.
yüzündeki o küçük tebessüm…
kusursuz değildi belki
ama dünyayı bir süreliğine susturmaya yetiyordu.
bir gülümsemenin taslağıydın sen.
yavaş yavaş beliriveren.
hareket eden bir dudakta,
ansızın çalan sevdiğin bir şarkıda,
geceyi delip geçen ince bir arp sesinde.
o zaman anladım ki,
mutluluk bazen müziğin içinde saklanıyor.
üç dakika boyunca
kimseye ait olmadan yaşamak gibi.
gençliğin o dağınık zamanlarında
dokunmayı öğrenirken insan,
bir bakışın ne kadar uzun sürebileceğini de öğreniyor.
bazı hisler,
ilk kez yaşandığında sonsuz sanılıyor.
mutluluk neredeydi?
belki gizlice çekilip giden bir anda,
belki fark etmeden aldığımız
o bitter çikolata tadında.
bir şeyin tam geçerken bıraktığı
o kısa serinlikte.
çünkü mutluluk bazen
gitmemesidir bir şeyin.
bir yüzün kalmasıdır mesela.
bir sesin.
bir şarkının içinde saklanan hatıranın.
insan bazı anlarda
zamanın durduğuna inanıyor.
özellikle de
iki kişinin aynı sessizlikte birbirini anladığı yerde.
ne kadar sürerdi bilmiyorum.
belki biraz.
belkide daha az.
ama yetiyordu.
müziğin üç dakikasında
sonsuz olabilmek için.
galiba mutluluk,
hayatı karmaşıklaştırmadan yaşayabilmekti.
birinin yanında
kendin gibi kalabilmekti.
*
Mehmet Demir
20516
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.