1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
36
Okunma
Dualı Sultanım
Hangi kelimeye sığınsam az gelir senin o görkemli sabrına,
Hangi mısrayı dizsem, eksik kalır ömrünü serdiğin yollara.
Ben ki; sert rüzgarlarda dalı kırılmayan bir adam sanırdım kendimi,
Meğer senin dualarınmış göğsümde taşıdığım o gizli zırhın ismi.
Dünya denen bu koca devranın çarkında dönerken başım,
Senin dizinmiş tek sığınağım, tek helal ekmeğim ve aşım.
Ellerin... O nasırlı ama dünyanın en yumuşak merhameti,
Okşadığında başımı, diner ruhumun en derin zahmeti.
Sen bir çınar gibi durdun arkamızda, gölgen serin,
Senin sayende bu yürek, doğruluktan başka liman mı tanır?
Bilirim, her gece uykundan bölüp sakladın bereketi,
Bize "evlat" dedin, kendine ayırdın her türlü külfeti.
Bir erkek kaleminden dökülen bu en saf itirafım olsun:
Senin adın geçtiğinde, tüm dünya dursa da yeridir, ruhun huzurla dolsun.
Bir gün yorulursa bu beden, bir gün darda kalırsa bu can,
Senin "evladım" deyişindir beni küllerimden yeniden doğuran.
O karşılıksız şefkatin ki her türlü sevdanın çok ötesinde,
Senin o tertemiz sevgin tutuyor ayakta hepimizi.
Gözlerindeki o yaşlar ki; her damlası bir hidayet pınarı,
Senin rızandır benim ömrümün en büyük, en kutlu kârı.
Güneş doğmasa da olur, senin gülüşün aydınlatır odamı,
Sen öğrettin bana merhameti, sen öğrettin "adam" olmayı.
Hakkını helal et ey koca yürekli, dualı sultanım,
Seninle başlar, seninle biter benim bu fani devranım.
Şiirler yetmez seni anlatmaya, kağıt solar, kalem susar,
Bir annenin bir damla teri, koca bir ömre bedel bir destan yazar.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.