0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
109
Okunma
Gönül feryat eder, yalnız özlerken;
Yürekten sevmişim, gör artık beni.
Seher yeli eser, sevda içinden;
Uyan da sinene, al artık beni.
Felek vurdu bana, belim büküldü;
Gözümün yaşları, yola döküldü.
Canım bedenimden, sanki söküldü;
Ecelim gelmeden, sev artık beni.
Yüce dağ başında, dumanım tüter,
Dertli baykuş konmuş, durmadan öter.
Senin bir bakışın, bin ömre değer;
Aşığın yüzüne, sür artık beni.
Geceler uzadı, yıldız sayarım;
Sensiz geçen günü, boşa sayarım.
Bir tatlı sözünü, devlet sayarım;
Bıçak yarasına, sar artık beni.
Kapına dayandım, kapın açılmaz;
Gönülden gönüle, yollar seçilmez.
Sensiz bu dünyada, ömür geçilmez;
Şu kara yazgıdan, çöz artık beni.
Bahar akşamları, üstüme çöker,
Hasretin ateşi, ölümden beter.
Çektiğim bunca gam, bu çile yeter;
Şu yalan dünyadan, sal artık beni...
Garip bir kuş gibi, kondum dalına,
Kurbanım ağzında, tatlı diline.
Zincir vursalar da, gurbet eline;
Prangaları kırıp, bul artık beni.
Halilî’yim derim, yandım özünden;
Ayrı düştüm, yârin kara gözünden.
Dönmedim ölsem de, ikrar sözünden;
Aşkın deryasına, kat artık beni.
Halil Kumcu
Şiirden geriye kalan satırlar:
• Gönül kimi severse aşk onda tecelli eder; sevilenin güzelliği, sevenin nazarındaki sadakat kadardır.
• Bizim kapımız gönül kapısıdır; anahtarı ne gümüşten ne altından, sadece bir “can” demektendir.
• Gözyaşı yola dökülüyorsa, o yol ya yâre gider ya da Hakk’a; ikisi de birdir.
• Gurbet dediğin toprağın uzağı değil, yârin gönlüne girememektir.
• Yârin kara gözüne kurban olanın, mezar taşında bile bahar dalları çiçek açar.
30 Nisan 2026 / Perşembe / Bartın
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.