0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
128
Okunma
Birazdan götürecekler beni.
Ayak sesleri çoğalıyor koridorda.
Demir kapıların dili sert,
gardiyanların yüzü taş kovuşlarda.
Ben yine seni düşüneceğim, memleketim;
tandırdan yeni çıkmış ekmek gibi sıcak,
bir çocuk gülüşü gibi saf,
gecenin içinden sızan sabah gibi uzak…
Duvarlara sürgün edilmiş sesimi,
ranzanın paslı demirine bırakıyorum.
Belki bir sabah düşlerinize,
bir mahpus kuşu konar, oğlum.
Gökyüzü gözlerin gibi mavi mi bugün?
Bir serçe uçuyor mu pencerenin önünden?
Annen, saçlarını topluyor mu sabah telaşıyla?
Kardeşin yine harçlıksız mı okula koşarken?
Bir mendilim yok cebimde.
Bir fotoğrafım da yok.
Bir tek yüreğim var;
onu da size bırakıyorum, az ya da çok.
Ben ki bir avuç umut sakladım,
karanlığın cebinde.
Ben ki bir avuç güneş taşıdım,
zincirlerimin içinde.
Bir babanın gözyaşında,
benim yarım kalan cümlem dolaşır.
Birazdan ipte sallanacak başım,
bir türkünün son dizesi gibi yakındır.
“Hoşça kalın,” demek zor,
ama söz boğazımda düğüm değil artık.
Bir ırmak gibi akıyor içimden,
kırık bir saz telinden kopan uzun bir ağıt.
Hoşça kalın;
yağmurunda ıslandığım kaldırımlar,
sokaklarında yürüdüğüm şehirler,
bir ekmeği bölüştüğüm yoksul sofralar.
Hoşça kalın, sabah ezanları;
hoşça kalın, martı çığlıkları.
Deniz kıyısında sigara içen işçilerin
fabrika gibi yorgun, üşüyen bakışları.
Bir sevda gibi hür,
bir gövde düşerken darağacından,
bir bahar dalından düşer gibi
gideceğim aranızdan.
Hoşça kalın.
Birazdan bir sandalye çekilecek altımdan
ve dünya,
bir kapı gibi kapanacak son kez ardımdan.
Halil Kumcu
Şiirden geriye kalan satırlar:
• En ağır vedalar, “hoşça kal” diyemeyenlerin içindedir.
• Bir annenin gözyaşı, tarihin en uzun cümlesidir.
• Darağacında sallanan yalnız beden değil, susturulmak istenen yarındır.
• Özgürlük, önce yürekte başlar, sonra sokaklara yürür.
• İnsan, en çok memleketine benzer; yaralıysa, hep eksik yaşar.
15 Nisan 2026 / Çarşamba / Bartın
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.