2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
150
Okunma
Gün devrilir akşam ile,
Ecel kapım çalıyor ya.
Bir garip telaş aşk ile,
Ecel kapım çalıyor ya.
Ne malım kaldı ne mülküm,
Savrulup gitti tüm yüküm.
Çözüldü dizimde hükmüm,
Ecel kapım çalıyor ya.
Bir göç var ki dönüşsüzdür,
Yollar uzun, ıssız düzdür.
Gönül mahzun, dil sözsüzdür,
Ecel kapım çalıyor ya.
Yaşlar akar gözden ince,
Dertler çoğalır her gece.
Sayılı nefesim nice,
Ecel kapım çalıyor ya.
Ne bir feryat ne bir nida,
Adım yazılmış son veda.
Ta ezelden hoş bir seda,
Ecel kapım çalıyor ya.
Kervan geçti, izim kaldı,
Yüreğimde sızım kaldı.
Bir tek senin yüzün kaldı,
Ecel kapım çalıyor ya.
Yangınlarda kül can gibi,
Zaman aktı bir sel gibi.
Tükendi ömrüm yel gibi,
Ecel kapım çalıyor ya.
Halilî der: son durağım,
Bir avuç toprak yatağım.
Şair susar, biter çağrım,
Ecel kapım çalıyor ya.
Halil Kumcu
Şiirden geriye kalan satırlar:
• Ölüm dediğin bir son değil; bir kapıdır. Korkutan kapı değil, bilmeyişimizdir.
• Dünya dediğin han, gelen konar giden göçer; kimseye kalmaz bu yol.
• Ömür bir yeldir eser geçer, tutmak istersin ama avuçta durmaz.
• Gönül neye bağlandıysa, ayrılığı oradan öğrenir.
• Son durağa varınca anlarsın: yol da sensin, yolcu da.
2 Nisan 2026 / Perşembe / Bartın
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.