0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
57
Okunma
Anlatırken sesimi titreten hiçbir şeyi affetmeyeceğim…
Çünkü bazı acılar geçmiyor, sadece insanın içinde yer değiştiriyor.
Dilimin ucuna geldiğinde boğazıma düğüm olan her kelime,
bir zamanlar içimde kopan fırtınaların kanıtı gibi duruyor.
Ben susmayı seçtiğimde güçlü sandılar,
oysa ben konuşsam dağılacaktım.
Her “iyiyim” dediğim anın altında,
paramparça bir gerçeği sakladım.
Şimdi dönüp bakıyorum da…
Beni en çok yaralayan şey, yapılanlar değil,
yapıldıktan sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi davranılmasıydı.
İnsan, unutulmayı değil, yok sayılmayı kaldıramıyor.
Affetmek mi?
Hayır…
Affetmek bazen iyileştirmez,
bazen sadece yaranın üstünü örtüp çürümeye bırakır.
Ben artık içimde çürüyen hiçbir şeyi taşımayacağım.
Sesimi titreten ne varsa,
kalbimi kıran ne varsa,
gecelerimi uykusuz bırakan ne varsa…
Hepsini olduğu yerde bırakacağım.
Çünkü bazı şeyler affedilmez,
sadece geride bırakılır.
Ve ben… artık geride bırakan taraftayım.
Sanma ki bu bir öfke…
Bu, geç kalmış bir uyanışın soğuk kararlılığı.
İnsan en çok ne zaman değişir biliyor musun?
Canı yandığında değil…
Canı yandığını anlatacak gücü kalmadığında.
İşte ben tam oradayım şimdi.
Artık kimseye içimi açacak kadar saf değilim,
kimsenin “belki düzelir” ihtimaline sığınacak kadar kırılgan da değilim.
Çünkü öğrendim…
En derin yaralar, en çok sustuklarımızdan açılıyor.
Bir zamanlar kalbimde yer açtığım herkese,
şimdi içimde kapılar kapatıyorum.
Ne giden geri gelebilir artık,
ne de kalan eski yerini bulabilir.
Ben kendimden vazgeçtiğim yerleri topluyorum şimdi,
senin bana bıraktığın eksiklerle değil,
kendi tamamlanmamla ilgileniyorum.
Şunu da bil…
Ben affetmediğim için ağır değilim,
sen yaptıklarınla hafif kalmadın.
Bazı insanlar hatırlanarak değil,
unutularak yerini bulur hayatta.
Ben seni affetmeyeceğim…
Ama seni taşımayı da çoktan bıraktım.
Artık anladım…
İnsan birini kalbinden silerken gürültü koparmıyor,
sessizce eksiliyor.
Ben de öyle yaptım…
Bağırmadım, çağırmadım, hesap sormadım.
Sadece içimden seni çıkardım,
sanki hiç olmamışsın gibi.
Eskiden bir adın geçse kalbim titrerdi,
şimdi geçse bile içimde tek bir kıpırtı yok.
Bu bir iyileşme değil…
Bu, hislerin cenazesi.
Beni en çok yoran şey,
sana verdiğim değerin bende açtığı yorgunluktu.
İnsan birine bu kadar anlam yükleyince,
kendini unutuyormuş…
Ben kendimi unuttum.
Şimdi hatırlıyorum.
Artık kimseye anlatacak bir hikâyem yok,
çünkü ben o hikâyeyi içimde gömdüm.
Ne sen varsın o satırlarda,
ne de sana ait bir iz.
En acısı ne biliyor musun?
Ben seni kaybetmedim…
Seni, sende sandığım kişiyi kaybettim.
O yüzden affetmeyeceğim dedim ya…
Bu bir kin değil,
bu bir kapanış.
Çünkü bazı defterler yırtılmaz,
yakılır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.