0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
42
Okunma

SON ÇIĞLIK
Siktir et papatyaları,
baharı,
balıkları, kuşları…
Benim bir kâğıda,
bir kaleme
bir de sana ihtiyacım var.
Gel, ömrümün sonbaharı,
içimin dağılmış narı…
Başka nasıl anlatılır bu fukaralık?
Gel de anlat
yokluğunu,
yoksulluğumu,
yorgunluğumu
ve intihar sebebi vurgunluğumu
Gel de anlat
insan yutan,
dert kusan,
isyana gem vuran
İstanbul’un berduş akşamlarına
Gel de anlat…
Martı çığlıklarında bölünen
sabahları
paslı vapur düdüklerinde uzayan ayrılıkları,
köprülerinde asılı kalan yarım sevdaları…
Gelirsen
gerisi hayatın cilvesi zaten…
Gel…
Şiire dize katar gibi,
her gece dizinde yatır beni
Sakın beni
Sakla beni
Tramvayların rayına sinmiş yorgunluğu,
minarelerin gölgesine düşmüş yalnızlığı,
kulelerinde nöbet tutan suskunluğu çarpsın ki
Makam-ı aşk tadında
bir öykü daha yazacağım
haritasına
Ve and olsun
kalemimi asacağım
kulelerine, köprülerine
İstanbul’un.
Bu şehir
ya yutar
ya da şair eder beni
Erdal Karadağ
13 Mart 2016
Bomonti / İst.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.