16
Yorum
51
Beğeni
5,0
Puan
564
Okunma


Anne !
Bir çocuğun uykusunu bölmüş gibi bu dünya,
Beni de erkenden uyandırdı.
“Büyümek” dedikleri o soğuk hırkayı,
Güneşli bir günde zorla giydirdiler üstüme.
Ben bu dünyanın diliyle konuşamıyorum,
Duyduklarım kalbime ağır geliyor.
Dünya çok büyük bir feza,
Ben ise köşede unutulmuş bir oyuncağım...
Yok, oyuncağım kırılmadı benim,
Dünyamı yıktılar üzerime.
Henüz alfabeyi bile öğrenememişken,
Acının en koyu harflerini ezberledim.
Gözlerimde asırlık bir yorgunluk var,
Sanki bin yıldır bu sokağın tozundayım.
Oysa daha boyum yetmiyor,
Zihnimdeki kapalı kapıların koluna...
Lügatimde ölüm yoktu benim.
Toprak, sadece çiçek ekmek içindi;
Öyle öğretmiştin bana, anne.
Bir çocuğu diri diri gömmek neden?
Gökyüzü hep maviye koşardı,
Yalınayak bir çocuk gibi...
Şimdi bu karanlık, bu gürültü neden?
Gidin artık;
Demir Kubbe’yle duvarların ardına gökyüzünü hapsedenler,
Çocukların üstüne dikenli teller gerenler...
Çekin ellerinizi uykularımızdan!
Çocuklar sadece uykuları geldiği için
Kapatsın gözlerini.
Gidin...
Ben kim miyim?
Ben Muhammed’im, ben Rim’im...
Ben; adı hiç sorulmamış,
Hiç çocuk olamamış
Tüm çocukların iç sesiyim.
Neredesin?
Duy beni,
Duy beni anne !
13.04.2026
5.0
100% (26)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.