Zenginliği olmayan adamı, adamlığı olmayan zengine yeğ tutarım. plutarch
Erdem Öztürk
Erdem Öztürk

canım yarası

Yorum

canım yarası

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

33

Okunma

canım yarası

kurak bir ilkbaharın içinde
adımı unuttuğumu hatırlıyorum
ya da hatırlamıyorum
belki de adımı hiç bilmiyordum
da ben onu hatırladığımı sanıyordum



içimde bir yer sürekli çatlıyor
o ses mi benim
yoksa ben mi o sesin içinden doğuyorum
anlayamıyorum



senin ışığın dokununca
kararmaya başlayan bir şey var içimde
ışık karartır mı
evet karartıyor
ben buna geç uyandım



göğün eteklerinde bir yırtık var hala
o yırtıktan düşen toz
bana iyilikmiş gibi geliyor
ruhuma sürüyorum
belki de iyilikten çok aldanış



sesin uzaktan
hiç bitmeyen bir musluk damlası gibi
ritmi yok
ama ısrarı var



gece beni içine alacak kadar büyük mü
ben mi küçüğüm
yoksa ikisi birden mi



yanmak kısa
sönmek uzun



sevda kibrit gibi bir şeydi belki de
onu ben icat etmedim
ama külünü ben taşıyorum



zaman sırtını dönmüş
ben gurbeti içimde uyutmuşum
uyandığında büyümüş bir yük oluyor



kollarını açtığın gün
hayatın beni nereye astığını seçemedim
bir çivi miyim
bir fotoğraf kenarı
bir gölge
hatta belki
hiç var olmayan bir tutacak yeri bile olmayan bir boşluk



rüzgar esti
düşememek ne tuhaf bir kader



caziben yıldızları kesen bir bıçak gibi
saçlarından dökülüp beni yaralayan bir ışık



gölgeye sığındım
çünkü başka yer yoktu



bakışın perdeyi kapatıyor içimde
ben de o karanlığa teslim oluyorum
çünkü karanlık bazen daha dürüst



aklım makas
unutulmuş
paslı
ağzı kapanmıyor bir türlü
kesemiyorum içimde uzayan sesi



kuruyorum
insan kururken önce dili çatlıyor
sonra cümleleri



benim cümlelerim çoktan fısıltıya döndü
hücrelerim bile susuz



kuytuda saklanıyorum
çekmecenin dibindeki mendil gibi
belki kimsenin aramayacağı kadar unutulmuş bir yerde



orada sürünüyorum
kırık bardak kıymıklarının adlarını biliyorum artık



mehtabım
senin ışığın boynuma gölge oldu



hiçbir dara ipi bu kadar sessiz olmazdı
ama seninki o kadar sessizdi ki
duymadım bile



aşk bende eksildi
sende büyüdü
ben azaldım
sen aydınlandın



kıyıya vuran bir defterim
harflerimi dalga siliyor



içimde bir tek senin yanığın kalıyor



ışığın sanıp öptüğüm o karanlık
en büyük yanılgım



şimdi düşünüyorum da
belki de hiç filizlenmedim ben
belki toprak beni reddetti de
ben bunu büyüme sanıp sevindim



insan bazen
reddedilişini bile nimet zanneder
içimde buna dair bir utanç var
adı yok



sesini çıkarınca kendimi duyuyorum
duydukça daha çok susmak istiyorum
çünkü kelimeler
hep bana batıyor



senin ışığının altında toplanan gölgeler var
kimi bana ait
kimi değil
ama hepsi üzerime abanıyor



nefesim daralıyor
o daralma bile
sanki bir tür alışkanlık olmuş
insan acıya alışınca
ona benimsin diyor
ben de dedim galiba



zaman zaman içimde
küçük bir çocuk sesi var
gitme diyor
kime diyor bilmiyorum
belki sana
belki bana
belki kimseye



bir uğultu bu
başımın içinde dönüyor
bazen senin adını alıyor
bazen sessizleşiyor



bir adım atsam kırılacak bir şey hissi var
bazen atmıyorum
bazen atıyorum
ve kırılıyor



ellerim boşluğa uzuyor
boşluk beni geri itiyor



bütün aynalar yüzümü unutmuş gibi
bakınca başka biri var
belki yok
belki hiç olmadım



kendi kendime yanılmakta ustayım
içimde kurduğum tuzaklar dolaşıyor



senin gölgen hala kapıda
hem çağırıyor
hem susturuyor



hangisini seçsem
diğeri eksikliğimi yüzüme çarpıyor



uyuyamıyorum
uyanamıyorum
ikisinin arası
uzun bir karanlık koridor



adımlarım yok
yankım var



senin adını artık duymuyorum
duysam da tanımıyorum



ışığın bana dokundukça kararmamı
açıklayamıyorum



belki de en doğrusu
susmak
ve yürümeye benzer bir hareketsizlikle
içime doğru düşmek



çünkü düşmek
bazen en dürüst yürüyüştür



içimde hala bir yer ağrıyor
o ağrı
senin kadar gerçek
senin kadar uzak
senin kadar geçmeyen



bahar geldi mi bilmiyorum
belki gelmedi
çünkü içimde hep eksik bir hava var



ne kokuyu alabiliyorum
ne rengi görebiliyorum
çiçekler açsa da
yaprakların sesini duyamıyorum



senin sevinçlerin doluyor etrafıma
ama ben
yerimde donmuş bir çocuğun bakışında kalıyorum



içimde binlerce yaprak var
ama hiçbiri tam değil
kırılıyor
düşüyor



rüzgar bile bana dokunmuyor
sadece geçip gidiyor
ben arkamda kalan boşluğu hissediyorum



kirpiklerimde biriken yağmur
gözlerimden süzülüyor
tutmaya çalışıyorum
tutamıyorum



ellerim de kurumuş
kalbim de



yılların birikimi gibi bir ağırlık var üzerimde
kimse fark etmiyor



sen fark etsen
belki gülersin
bana değil
kendine



çünkü herkes kendi güneşine bakıyor
benim gölgemde kimse yürümüyor



yalnızım
çok yalnız



sokaklar dolu
ama içleri boş



insanlar geçiyor
adlarını bilmediğim sesler



sen de git diyorum bazen
sonra kendime kızıyorum
çünkü gitmek istemiyorum



çünkü burada
bir parça hayatım var hala
kurumuş bir çiçek gibi



kollarımı açıyorum
kimse tutmuyor
tutsa da taşıyamıyor



bahar
sen geliyorsun
ama içimdeki ezgi hep eksik



her adımda biraz daha azalıyorum



bazen nefesimi tutuyorum
çünkü nefes almak
hatırlamak demek



hatırlamak acı



ben acıyı seviyorum
ama yoruluyorum



yoruldukça daha derine gömülüyorum



bir yer var
oraya saklanıyorum
kimse göremiyor
ben bile



belki sen görüyorsun
ama bakmıyorsun



belki sen de eksiksin
o yüzden susuyorsun



susmak kolay
konuşmak ağır



içimdeki fırtına dinmiyor



gözlerim ıslak
ruhum yorgun
geçmişim kırık
geleceğim belirsiz



her bahar geldiğinde
bir parça daha eksiliyorum



bir parça daha görünmez oluyorum



ve kimse fark etmiyor



senin ışığın değse de
senin gülüşün düşse de
ben hala yerimde



bekliyorum



belki bir gün seni görecekmiş gibi
ama o gün gelmeyecek



çünkü bahar
hiç eksik kalanı tamamlamadı



hep yarım bıraktı
hep bir boşluk



ben o boşluğun içinde sürünüyorum



çiçeklerin
kelebeklerin
yıldızların
hiçbir anlamı yok



çünkü ben hala eksik
hala yalnız
hala seni bekliyorum



ama sen gelmeyeceksin



o yüzden sessizim
o yüzden susuyorum



içimdeki eksik hava
hep aynı
hep soğuk
hep kırık



ve ben
onunla yaşamaya alışıyorum



belki de başka bir şey bilmiyorum artık



içimdeki ezgi devam ediyor
kırık düşlerimin arasında



sessiz
ama kaybolmayan bir yankı gibi



adımlarımı sayıyor



düşlerim
kendi gölgeme çarpıyor



ve ben hala bekliyorum
hala eksik
hala yalnız



hala baharı arıyorum



ama belki hiç gelmeyecek



ve ben buna alışıyorum

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 
Canım yarası Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Canım yarası şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
canım yarası şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL