4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
113
Okunma

Meçhule göz kırpan bir zamandayım,
Alnımdan soğuk soğuk terler dökülürken
Ah bu yol nereye gider bilemem...
Hayatın sillesini yemiş bir ağacın altındayım,
Eğilen dallar konuşur geceler susarken
Kaldırımlar şahitlik eder mi bilemem...
Maziye susayan bir çiçeğin yanı başındayım,
Yapraklar bir gece sararıp solarken
Maziden bir can suyu kabul eder mi bilemem...
Geçip gidenlerin,biten günlerin ortasındayım,
Bir garip cenderede savrulurken
Şu şehrin anısı beni müşkül eder mi bilemem...
Bilemem,
Meçhule savrulan günlerin ne olduğunu...
Bilemedim,
Günlükerin anılarda kor olduğunu...
Bilemezdim,
Takvim yapraklarının yelkovanda pul olduğunu...
Sözlerin dilde düğüm düğüm olduğu andayım,
Yağmurlar en güzel ninnisini söylerken
İçime bir suskunluk çöktü ki sırrını bilemem...
Sanki eskilere uzanan merdivenin yanındayım,
Kulağım çocukluğumun gür sesiyle çınlarken
Ses telleri öksüz mü kaldı bilemem...
Artık ay ışığının gözlerde solduğu zamandayım,
Gönül yükünü pare pare ortaya yıkarken
Ay ışığı gönül penceresine mi küstü bilemem...
Kalemin usul usul yazdığı bir hicrandayım,
Kalbimde viran olmuş satırlar sızlanırken
Dizelerimde bulabilir misiniz beni bilemem...
Bilemem,
Meçhule savrulan günlerin ne olduğunu...
Bilemedim,
Günlükerin anılarda kor olduğunu...
Bilemezdim,
Takvim yapraklarının yelkovanda pul olduğunu...
Nerden bilebililirdim ki
Ertesi sabah güneşin ne için doğduğunu...
Bir saniyesini elimle tutamadığın zamanın
Maziye bakıp hayıflanmak olduğunu...
Geç de olsa fark ettim artık,
Yalnızca şu andayım,
Meçhule giden bir zam-"andayım"...
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.