3
Yorum
17
Beğeni
4,6
Puan
134
Okunma
Hani telefonla arayıp nasılsın demiştin ya
sağlığını merak edip doktor bulalım demiştin ya
soğuk bir merhabanın kulağına çarpışıydı
ayrılığı bildiği halde bilmez gibi yapışıydı
vah diyerek gece gündüz sararken hüzünler
sel misali akıp giderken yıllar gibi uzun günler...
Hani ayrılığı sanki sen istemişsin gibi üstlenmiştin
sesin çıkmamıştı,kısılan nefesinle derinden ah demiştin
ne bir soru ne de bir hesap sorabilmen engellenmişti
içine içine aktı can acısı kadar büyük ruhunun ızdırabı
dönüp duran girdabın orta yerinde parçalanan dileklerin
hayallerinin sırça sarayını yerle bir ederek kalbini dağladı...
Gülümseyerek gelir bazen bir cellat elinde yağlı kemendi
nice vaatler ve tatlı gülümseyişlerin ardındaki gizli maksadı ne idi
tıpkı avcının yaraladığı bir ceylanın yaralarını yalaması gibiydi
dünyadaki en kıymetli şeylerden biri güvenmek değil miydi
nereden bilecektin gülüşünün dudağında donup da kalacağını
neşeyle ümitle güzellikle güzelce yaşamak varken ağlayacağını...
Öğrendin mi artık hiç bir yüze gülene inanılıp güvenilmeyeceğini
her elini uzatana ellerinin kayıtsız şartsız teslim edilmeyeceğini
lades gibi aklımda diyecek misin bundan böyle her adımında
Allahdan gayrısından gelmeyeceğini de anla her türlü yardımın da
bitsin bu faydasız kanmaların inanmaların aldanmaların bitsin
hayırsızsa ağlatacaksa gelecekte gelecek olan başlamadan bitsin...
Böyleleri iyiliğe olan inancını kırmadan,hırpalamadan,yormadan
fersahlarca uzağa sonsuz uzaklara koşar adım uzaklaşarak gitsin...
Gülhan Çeliktaş
5.0
90% (9)
1.0
10% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.