Camları kırık bir işgal evine saçılmış, keşler gibi uyanıyoruz: Başlamak için, bitirmeye hiç ihtiyaç duymadan.
Gece sanki, tavanda şifrelenmiş adlar ve anılar, kudurmaktan kurtulmuş hatırlayışlar seyreden ve kadehlerin köpürmüş diliyle kendinden geçip kendini örtbas eden, biz değilmişiz gibi.
Elbette biliyoruz, meleklerin göğünde şimşek çakmaz. Ama kaç yıl evvel gülmüş bir yüzün bakışları yetmiyor işte, o atlama taşında hazin bir tılsımın incecik sisini yırtmaya.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
her zamanki gibi, meraklısına hitabı ile "zamansızlığa" salınmış ve incelikle işlenmiş bir şiirdi okuduğumuz🌱
deniyor ki "eylemsizlik" sadece seçme şansı olan burjuva sınıfına aittir" deniyor savunma mekanizmasını felç eden eylemsizlik ise, bu şansı olmayanları ezer
"tarih ise; soyut yasalarla değil, bireyin somut ve öznel seçimleriyle şekillenir" deniyor
seçimle karşılaşan birey, bir sorumluluk alıp almamak durumunda 'genellikle, korkar "kaygı" veya "seçmemek"gibi bir yol ayrımına varırmış
" iman çıkışı"(her neye iman olursa olsun) ise belirsizliğe rağmen, eyleme atılmaktır deniyor
akıl ve irade insanın refiki olsada mükemmel seçim yoktur
fakat; seçimin kendisinin mükemmel olduğunu anlamaktır güzel olan "
Her zaman ki gelip, gitmek bilmeyen sözler söyleyip, anlamın ve anlayışın içine incelikle girip, gerçeğin gergefine kafa namusunu işleyip, geriye kalan ne varsa düşe tahvil edip, kurduğu dil içinde kendiliği ile kendini ifade eden bir, NEVİN SUBAŞI yorumuydu. Var olsun...
Her zaman ki gelip, gitmek bilmeyen sözler söyleyip, anlamın ve anlayışın içine incelikle girip, gerçeğin gergefine kafa namusunu işleyip, geriye kalan ne varsa düşe tahvil edip, kurduğu dil içinde kendiliği ile kendini ifade eden bir, NEVİN SUBAŞI yorumuydu. Var olsun...
Hayat şöyle bir dursun bakalım yani hayat herkese bildiği gibi davranır.Fakat biz insanlar hayatın bu olağan akışına her birimiz farklı davranırız kimi umursamaz bir şekilde hayatın içine bodoslama dalanlar ne kendini umursar ne hayatı ne de yanındaki hayatı paylaştığı insanları aslında bunlar çoğunluk bu zamanda diyebilir insan Kimi de çıkarcı insanlar her şeyden herkesten menfaat bekleyen ve hazıra konmak isteyenler bunlar hayatın içinde yorulmayı hiç sevmezler birilerini kandırmak (kabaca dersek )onların etinden sütünden yararlanma peşinde koşanlar diyelim.Bir de donuk katı insanlar vardır yeniliğe değişikliğe kapıları hep kapalı olanlar onlar kendilerine rahat bir liman bulur orada hiç etliye sütlüye karışmadan kimseye bir faydaları ve zararları dokunmadan yaşayanlar. Ah! ne çok farklı kişilikler.... var ki aslında sınıflandırmak çeşitlendirmek yetmez yani.Bir başkası da onlar da dırdırcı memnuniyetsiz kendilerini ve yanındaki yaşayan insanları çökertir mahveder yer yani yakınlarını ve kendini Bir de polyannacılar vardır ne olursa olsun hep iyi yönden bakanlar en kötü zamanlarda bile hayata öyle yumuşak bakarlar ki incinirler kırılırlar ama yine de suçlamazlar kimseyi hiçbir şeyi... oldu bitti ama benim için de şöyle iyi oldu böyle iyi oldu hesabı yaptıkları iyimser pencereden bakarlar. Hayatın içinde gerçekçi ve sağlam duranlarda vardır hem hatalarını hem başarılarını sanki bir kitaba yazar gibi güvenle açıkça izah ederler ama çoğu zaman azınlıkta olan kişiler de olsa başarılı olanlardır
yani insan bu çeşitliliği düşündükçe hayata bakış açısını sağlam attıkça çoğaltabilir olanlar onlar gerçeklere rahatça dokunurlar korkmazlar böyle insanlarda vardır bunlar gözlemci insanlardır genellikle .
Şiir bana bunları niye yazdırdı gerçekten bilmiyorum genelde kısa yorumlar yaparım ben ve yorum yapmayı da pek beceremem aslında. Şiiri okurken finale geldiğimde bunlar döküldü içimden öyle naif bir kırılganlık incinmişlik hissetim ki İşte dedim böyle ruhlar da var hassas ve ince düşünebilenler ki bunu aslında şiirde yansıtmak da öyle zordur ki...
Genelde kızgınlıkla öfkeyle kırılmışlıkla hırsla sinirle yazarız yansıtırız duygularımızı... sanki kağıttan kalemden öcümüzü öfkemizi alır gibi
Şiirdeyse öyle hissetmedim sanki... bir telkari işçiliğinde inceliğinde özene özene emek vere vere hassasiyet içinde sanki sabah güneşinin usul usul doğuşu gibi yansıtılmış duygu...kalemi kağıdı incitmeden
Gerçek bir dünyaya, onun gerçek insanlarına, onların gerçekten var oluşlarına, ve duygularına, ve algılarına, ve bilincine ve her türden lüksüne, fakirliğine, garabetine, garez ve şiddetine, şirretine insanı yeniden inanmaya zorlayan bir yorum olmuş; geriye yaslanıp, alnıyla öptükten sonra, bir daha, bir daha okumaktan başka bir şey kalmıyor...
Gerçek bir dünyaya, onun gerçek insanlarına, onların gerçekten var oluşlarına, ve duygularına, ve algılarına, ve bilincine ve her türden lüksüne, fakirliğine, garabetine, garez ve şiddetine, şirretine insanı yeniden inanmaya zorlayan bir yorum olmuş; geriye yaslanıp, alnıyla öptükten sonra, bir daha, bir daha okumaktan başka bir şey kalmıyor...
Uyanmak; her sabah, bir önceki geceden sağ kurtulmuş olmanın o ağır ve istenmeyen ödülünü kabul etmektir aslında. Kendi enkazımızda birer yabancı gibi dolaşırken, meleklerin o fırtınasız göğüne değil; bizi biz yapan o kirli, sisli ve şimşekli yeryüzü cehennemine aid oluyoruz.Belki de şifa, o tılsımı yırtmakla olmuyor; o sisin içinde kaybolmayı göze alacak kadar kendimizden vazgeçebilmekte saklı duruyor.
Yine çok güzeldi yorum; mesela hiç yorgunluk vermedi, kavram sütunlarıyla bir karmaşa inşa edip sonra sadeliğe hiç özendirmedi, mesela insana içerden bakmanın o içe girmekle mümkün olduğunu susarak şiirde aradı ama aradığını belli etmedi, mesela metnin niyetiyle kendi niyeti arasında bir fark gözetmekten çekinmedi, mesela metni kendi diline çevirmeye gayret etmedi, mesele bir şey söylemekti, söyledi ve gitti, bana düşen yine söylesin, diye yazmaktı artık başka bir zamana değin...
Yine çok güzeldi yorum; mesela hiç yorgunluk vermedi, kavram sütunlarıyla bir karmaşa inşa edip sonra sadeliğe hiç özendirmedi, mesela insana içerden bakmanın o içe girmekle mümkün olduğunu susarak şiirde aradı ama aradığını belli etmedi, mesela metnin niyetiyle kendi niyeti arasında bir fark gözetmekten çekinmedi, mesela metni kendi diline çevirmeye gayret etmedi, mesele bir şey söylemekti, söyledi ve gitti, bana düşen yine söylesin, diye yazmaktı artık başka bir zamana değin...
İnsan iki ucu sivri bıcak Mutlu huzurlu acı kırgınlıklar hiç bir duygu baki değil yol bir nehir ama hep akar bazen sakin bazen coşkun Ve suya razı olmak
İnsan iki ucu sivri bıcak Mutlu huzurlu acı kırgınlıklar hiç bir duygu baki değil yol bir nehir ama hep akar bazen sakin bazen coşkun Ve suya razı olmak
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.