Çizelgelerin keskin ağzıyla, çehreden yüze geçen porno, zamanı zapta geçirirken anlatıyı arsızca siler.
Böylece, anlamayı açıklayan damar daralır ve eskiden’le, geçmiş arasında bir yarık açılır. Orada imhanın verdiği zevkle ima, memesindeki merhemi hepimize yalatır.
Bu artık, malumun musası çıkagelmiş ve köpüren teselliyi tertemiz elleriyle, eşcinsel dramın tenine sıvamış demektir : Delisi değişmiş şehirler gibi tedirgin, niyete mahsus hayaller gibi güneşte kavruk kaldığımız, kayıtlardan silinebilir. Çünkü hızır, hatırlayışın tanrısıyla tartışmaktadır.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
"Renksizlik esir olunca şu renge, girer Musa öbür musayla cenge"der mevlana.
Şiirde Musa'ya malum olan nedir
"yok sayılabilirliliğin zihne kaydedilmiş olması dışında bir özden mahrumiyeti denilebilir. antikitede; " Helicanda, Musaların(müziklerin) ormanına giderken aganippe adlı bir pınar varmış temesos ve helican'ın kızlarıymış(ondan doğan ırmak) oraya giden yol üzerinde taşlar üzerine kabartmalardan işlenmiş euepheme'nin*ki hayırlı şöhret sahibi, ahlaklı kimsenin resmine rastlarsın işte o Musaların(müz) sütanasıdır. "
bu alegori ;Tevrat'ta musanın nehre bırakılışı ve onu bir sütannenin sahiplenmesine dek uzanır. musanın su yüzünden toplanması müziğin baştan ve ve yoldan çıkarıcı etkisi ve dahası
söz sanatlarının müziğe denkliği ve daha bir çok refere edilebilir uzantıyla düşünmek mümkün. elbette şiir; musalardan gelen saptırmaya (sirenler) aldırmaksızın şiir özdeksel kapısına yanaşmak; öncelikle ilhamın, akabinde bilgelikle donanmış bir varlığın işi.
Şiirin ardından bir boşluk doğmuyor aslında, şiir o boşluğu kimselersiz doğurup, alımlayıcıdan "varsa bir maşallahını alırım" demiyor aslında. Bilakis, o boşluk metnin kendi ardından, kendine ontolojik dönüş dışındaki tüm imkanların kurcanlamaya hazır olanağını sunuyor, tıpkı yaptığınız gibi..
rica ederim, doğrusu bu Tolstoy'a 'savaş ve barışı' yeniden yaz demek gibi olur. şiirin ardından ne dense boşluk doğurur sanırım belki de bu boşluklar yeni bir şiire gebedir diyelim.
Şiirin ardından bir boşluk doğmuyor aslında, şiir o boşluğu kimselersiz doğurup, alımlayıcıdan "varsa bir maşallahını alırım" demiyor aslında. Bilakis, o boşluk metnin kendi ardından, kendine ontolojik dönüş dışındaki tüm imkanların kurcanlamaya hazır olanağını sunuyor, tıpkı yaptığınız gibi..
rica ederim, doğrusu bu Tolstoy'a 'savaş ve barışı' yeniden yaz demek gibi olur. şiirin ardından ne dense boşluk doğurur sanırım belki de bu boşluklar yeni bir şiire gebedir diyelim.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.