0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
101
Okunma
Gökte güneş var, yerde sönmeyen bir nur;
Seni gördüğüm günden beri kalbimde kırılmış bir gurur.
Ne zormuş meğer bir sevdayı sessizce taşımak,
Dudaklar mühürlü dururken içimde fırtınalar koparmak.
Uzaktan bakıp iç çekmek, kader diye susmak,
Bir ömrü tek bakışın hatırasına mahkûm bırakmak…
En çok sevip de en az sevilmek,
İnsan kalbinin kaderle yazılmış en ağır hükmü demek.
Ben bir yaban gülü sevdim, nazlı mı nazlı,
Daha dokunmadan hissettim kaderimin sancısını.
Bir tek dikeninde buldum dünyamın bütün acısını;
Bir dikeni vardı ki dünyama bedeldi sanki.
Felek geldi, kırdı kanadımı göğsümün ortasında,
Bir muradım vardı sadece… kaldı yarım yol ortasında.
Koştum arkasından umutların yorgun nefesiyle,
Ama kader benden hızlıydı, yetişemedim gölgesiyle.
Şimdi gece iner ruhuma ağır bir mahkeme gibi,
Mahşerin üçüncü bakışıyla beni süzer sanki.
Karanlık dev bir divan, ben suskun bir mahkûm;
Alnımı zamanın taş duvarlarına vururum.
Sevgi dedikleri şey bazen paslı bir zincirdir,
Kalbe vurulan görünmez ama ağır bir esirdir.
Gönlümde paslı bir kapı var yıllardır aralanmayan,
Bir hatıranın bekçisi gibi sessizce kapanan.
Benim sevdam donmuş bir nehir gibi derin;
Üstü sessiz, altında bin mezar serin.
Nefesim artık kilitli bir sandık kadar suskun,
Anahtarı feleğin kayıp cebinde mahzun.
Ey dil söyle, bu sevda mı yoksa kaderin imtihanı mı?
Ey göz bak, gördüğün mucize mi yoksa kalbin zindanı mı?
Artık fark etmez gecenin hangi hükmü yazdığı;
Ben adımın gölgesinde kaderimi taşırım.
Gökte güneş var, yerde yine o sönmeyen nur…
Ama benim gönlümde karanlık bir kuyu durur.
O kuyunun dibinde hâlâ iki şey yaşar durur:
Sen…
ve yarım kalmış bir sevdanın suskun gururu
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.