Her güçlük, içinde aynı büyüklükte veya daha büyük bir faydanın tohumunu barındırır. napoleon hill
bi
bilinmez_00

SIRRIN MİMARI

Yorum

SIRRIN MİMARI

( 2 kişi )

2

Yorum

8

Beğeni

5,0

Puan

101

Okunma

SIRRIN MİMARI

Gece, siyah hırkanın altında bir mülteci,
Karanlığı öğrendi, saçın en uç noktası.
Ben ki sükût içinde çözen tek bilmeceyi;
Sende buldum sükûnu, sende varlık davası.

Öyle bir çehre ki bu, çarpar, akıl çark olur,
Kainatın o boğuk, ulu sesi çekilir.
Söner saray ve konak, bütün dünya gark olur;
Yalnız o gizli kalbin ürkek nabzı dikilir.

Yokluğunun o dipsiz, o en ıssız yolunda,
Kendi ayak sesimden ürperen bir gariptim.
Şehir, adını hece yapmışken taş kolunda,
Kaldırımdan sızan bir damla yaş gibi bittim.

Ben yürüdüm, caddeler ihtiyar bir dev gibi,
Sokak sokak eksildi, senin olmadığın yer.
Sensiz dünya harabe, çatısı çökmüş ev gibi,
Kendi noksanlığına her an yeni dert ekler...

Zaman durdu falezde, keskin, uyanık, mağrur,
Gök yarıldı, bir soğuk hançer düştü sineye.
Dalgalar hırçın değil, şimdi yanık ve mecbur,
Rüzgâr ram oldu birden o ipekten nefese.

Anladım, bu toprakta senin yerin yok gibi,
Sanki Büyük Sanatkâr seni en son katladı.
Yarattı bin insanı, bir kenara koydu da,
Seni çizerken kalemin sanki kalbi ağladı...

Sustu deniz ve martı gökte asılı kaldı,
Akrep ve yelkovanın kırıldı tunç kanadı.
Zaman seni seyreder, ebedi rüya aldı,
Unuttu akışını, artık yoktu bir adı.

Ben o falez ucunda, içimdeki mahşeri,
İlk defa korkusuzca, bir vakarla dinledim.
Anladım eksilmenin o en gizli yerini;
Kalbin her vuruşunda ölmekmiş, tek anladım.

Gözlerin... Sonsuzluğun ufkuna açılan sur,
Bakmaya cüret eden, canından geçer orada!
O ne müthiş bilmece, o ne muazzam bir nur,
Girdap olur, kaybolur her fani o karada.

Gözlerimi kaçırmam, ölüm olsa da sonu,
Çünkü senin gözlerin, bil ki ey Nazlı’m, derin!
Bütün yolları kesip, tek menzile bağlar o,
Ötesi hep yalandır, ötesi yok bu yerin!

Kelimelerin mermer taşları yumuşatır,
Sen konuşsan asırlar diz çöker de yorulur.
İçimden her geçişin göğsümde çan yaşatır,
Eski bir mabet gibi derinlerden vurulur.

Seni izlemek... Ah o, Nemrut’un zirvesinde,
Geceden sıyrılıp da doğan o heybetli tan!
Ağır, vakur, ihtişam yüklü her nefesinde,
Kaderi seyreder gibi bakar sana bu can!

Sen yürürken, o mutlak nazın hükmettiği an,
Dünya sesini kısar, perdeler yavaş döner.
Gölgeler hizaya geçer, titrer o koca cihan,
Gökyüzü rengini de sana göre eyler, söner...

Tebessümün bir şehrin kandillerini yakar,
Karanlık pencereler nura gark olur birden.
Nazlı... Bu altı harf ki, kalbe bir mızrak çakar,
Sanki bir isim değil, bir niyazdır derinden!

Kuşlar rota değiştirir seni andığım vakit,
Bir deniz nasıl taşarsa kabından, bendinden dar;
Ben de sana öyleyim; hapsetmez hiçbir akit,
İçimden sana doğru koca bir nehir çağlar!

Artık geceler uzun değil, sadece sensiz...
Şehir, yarım bir cümle, yüklemsiz ve perişan.
Çünkü bazı ruhlar var, sevilmez öyle izsiz;
Onlar göğe bakışı değiştiren bir nişan!

Gökleri dar bulurum, sığmaz artık bu hisse,
Bir kez senin çehreni ezberledikten sonra.
Kainat baştan başa noksan bir levha ise,
Tamamlanır o mühür, sen geldikten sonra...

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Sırrın mimarı Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Sırrın mimarı şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
SIRRIN MİMARI şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
Mesut Tütüncüler
Mesut Tütüncüler, @mesut-tutunculer
31.5.2026 13:14:19
5 puan verdi
Kaleminize, o muazzam muhayyilenize ve adeta kelimelerle mermeri eriten yüksek sanatınıza sağlık.

Kâinatın noksanlığını o sevgide tamamladığınız bu ulu hayranlığı, Rabbimizin şu sarsıcı ayet-i kerimesi ne kadar da berrak ve ihtişamla doğrular:

​"Gözü(nü) bir kez daha çevir bak; bir çatlak, bir kusur görebilir misin? Sonra gözünü iki kez daha çevir bak; göz (aradığı kusuru bulamadan) aciz ve bitkin bir halde sana geri dönecektir." (Mülk Suresi, 3-4. Ayetler)

​Siz de kâinatı baştan başa "noksan bir levha" ilan edip, o sevginin mühürlendiği çehrede kusursuzluğu bulmuşsunuz.

"Bakmaya cüret edenin canından geçtiği" o gözlerde, aslında ilahi sanatın sonsuzluk ufkunu seyretmektesiniz.

Göğsünüzde koca nehirler çağlatan bu asil kaleminizi, o derin ve vakar dolu yüreğinizi hayranlıkla tebrik ederim.

İlhamınız asırlar devirsin. Saygılarımla
Etkili Yorum
Adnan Bilgiç
Adnan Bilgiç, @adnanbilgic
31.5.2026 12:58:50
Esere ne denirse az kalır düşüncesindeyim.
Bu yorum yapanın eksikliğinden değildir.
Lütfen kusuruma bakmayın.

Huzurla sağlıkla kalın lütfen

"Gözlerin... Sonsuzluğun ufkuna açılan sur,
Bakmaya cüret eden, canından geçer orada!
O ne müthiş bilmece, o ne muazzam bir nur,
Girdap olur, kaybolur her fani o karada."
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL