1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
118
Okunma
Aklımdan geçen sözler,
İçimin dehlizlerinde yankılanan esrarlı heceler,
Ruhumdan kopup gelen, ismini anınca ürperen dualar…
İçimden esen yeller değil bu—
Bir kasırga ki, varlığımı senden yana savurur.
Kıyısında durduğum bir falez gibi hayat,
Aşağısı uçurum, yukarısı sensin…
Bir bakışınla düşerim kendimden,
Bir bakışınla yeniden kurulur dünyam.
Sen—
Ressamlara kalem kıldıran bir sır,
Renkleri utandıran bir letafet…
Şairlerin dilinde düğümlenen,
Kelimelerin secde ettiği hakikat.
Dünya mı?
Bir avuç toprak ancak sensiz;
Lakin seninle
Ebediyetin ilk sabahı gibi taze.
Bir nazına eğilir zaman,
Bir niyazınla diz çöker kader…
Sen olmazsan başımda,
Göğsümde çöker gökler,
Ve ben, kendi harabemin altında kalırım.
Dağlarımda açan kardelenim,
Soğuğa meydan okuyan beyaz direnişim…
Güllerle dolu bahçemdeki ak gülüm,
Kızılın içinde saklı masumiyetim.
Üzerine kar yağsa—
Kar bile utanır beyazlığından,
Lekelenir saflığın karşısında.
Sen öylesine duru, öylesine narinsin ki
Sözler bile incitmekten korkar seni.
Hitaplarım yarım kalır dilimde,
Sesim titrer adını çağırırken…
Çünkü bilirim—
Her kelime eksik, her anlam yetersiz sana.
Adını yazamam her yere;
Her zemin kutsal değil,
Her harf seni taşımaya layık değil.
Sen, sır gibi saklanması gereken bir dua,
Kalpte taşınan gizli bir ayetsin.
Başım yoluna eğilmiş bir kader,
Ruhum sana adanmış bir emanet…
Ne varsa bende, senden yana;
Ne kaldıysa geriye, sana feda.
Ve eğer bir gün
Bu dünya susarsa içimde,
Bil ki son nefesimde bile
Adın, kalacak kalbimin en derin yerinde
Ve Mezarımda açarsa çiçekler—
Harf harf seni anar toprağım:
Mezarımda yükselen ses olur Nazlı adın.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.