0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
42
Okunma
Kutuda son nefes... Doğan bir ölüm;
Zamanın boynunda dar ağacı düğüm!
Kıvılcım çarkından boşalan o nur,
Bir mahşer fişeği, beynimde durur!
Bir duman sararken fani kubbeyi,
Kustum bir dikişte dünü, her şeyi!
Hangi kül gizlesin bu azgın canı?
Ey gece! İmzala bu son isyanı!
Karanlık; sükûtun kanlı cübbesi,
Altında boğuldu nebâtın sesi.
Sevda dedikleri mermer bir lahit:
Üstünde ben varım, Nazlı’m da şahit!
Bir falez uykusu, uçurum akla,
Beni bu dehşetli boşlukla sakla!
Yırtılsın göklerin o yedi zarı,
Görsünler arkada gizli mimarı!
Kudursun dalgalar, taşsın bu deniz,
Varlığın ufkundan silinsin izimiz!
Seninle kül olmak, var olmak demek;
O nazlı yokluğa diz çöktürmek!
Mahşerî bir berzah, o sonsuz dehliz,
Ruhlar saf tutmuş da bekliyor sessiz.
Kaderin ördüğü o kör düğüm yol,
Çözülsün zamansız... Sen yalnız var ol!
Bir adım ötesi mutlak bir uçum,
Ezelden ebede yürümek suçum!
Toprak sükût eder, gök dilsiz kalır,
Bu nazlı yangınlar canımı alır.
Lütuf da senindir, keder de senin,
Hükmü mü olurmuş fani bedenin?
Ölüm ki ardında mutlak bir düğün,
Nazlı gözlerinde o en son günün!
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.