0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
58
Okunma
Dilimin ucunda mühürlenmiş iki hece,
sükûtun eşiğinde bekleyen bir ikrar;
ne söylesem eksik kalır sana dair,
çünkü sen, söze sığmayan ihtimal kadar.
İçimde közlenen bir yangın var—
ne dumanı görünür ne külü;
lâkin her nefesimde
bir parça daha beni bana unutturur.
Bir an oldu…
zaman kendi nabzını unuttu,
bakışın değdiği yerde saatler eğildi;
ben, o anın içinde
ömürlük bir kaderle mühürlendim.
Sen…
eksik tarafımın tamamı,
tam olan yanımın imtihanı;
varlığın bir lütuf gibi iner içime,
yokluğun, adı konulmamış bir uçurum.
Sevmek dedikleri buysa eğer—
ben çoktan senden ibaretim;
bir bakışınla başlar içimde her şey,
bir susuşunla derinleşir.
Sözleri tükettim sana varmak için,
harfleri eğdim, manayı incittim;
lâkin hiçbir kelime
gönlümdeki hâlini taşımaya yetmedi.
Adını koyamadığım diyarlarda andım seni,
bir yakarış gibi değil—
bir teslimiyet gibi.
Senin hâlinde ince bir sır gizli;
biraz yaklaşan, biraz geri duran,
biraz kendini saklayan bir edâ…
Sanki kalbin,
görünmek ile kaybolmak arasında
nazik bir tereddütle atıyor.
Ve ben,
o tereddüdün gölgesinde
kendimi ararken seni buluyorum.
Bir tebessümün yarım kalır gibi,
bir bakışın tamamlanmaz gibi…
Sanki her şeyin
tam söylenecekken susturulmuş;
ben o yarım kalmışlığın
en derin yerine düştüm.
Geceler…
artık sadece karanlık değil;
senin yokluğunun çoğaldığı bir mekân.
Rüyalarımda bile
tam görünmezsin—
bir perde arkasından süzülen ışık gibi,
varlığınla değil,
eksikliğinle yakarsın beni.
Uzaklaştıkça daralan bir âlemim var,
göğsümde büyüyen tarifsiz bir darlık;
nefes almak bile senden izin ister gibi,
ben, içimde eriyen bir mumum artık.
Alevim sana meyilli,
külüm sana teslim.
Ne ışığım bana ait artık,
ne karanlığım—
ikisini de senin adınla mühürledim.
Senin yürüyüşünde bile bir mana var;
ne tam geliş, ne bütünüyle gidiş…
Her adımın,
ardında çözülmemiş bir muamma bırakır.
Ve ben,
o muammanın içinde
kendi kalbimi kaybederim.
Ben seni bir tek hâlinle sevmedim;
sende eksik olanı da sevdim,
tamamlanmamış yanını da…
çünkü sen,
tam olmaya yanaşmayan bir güzellik gibisin;
yaklaştıkça uzaklaşan,
uzaklaştıkça içime işleyen.
Ey içimin susmayan sesi,
ey kalbimin en derin yarası…
bir nazarında ömürler gizli,
bir geri duruşunda asırlar saklı;
senin o ince çekilişin yok mu—
işte bütün hikâyem orada başlar.
Eğer yanmaksa nasibim senin uğrunda,
ben çoktan küle razıyım;
çünkü bilirim—
kül bile senden yana savrulursa
bir anlam kazanır.
Ve ben…
adı konmamış bu hâlin içinde
seni sevmekten başka
hiçbir hakikate tutunmadım.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.