2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
130
Okunma
Azığım gam-ı derûn bu râh-ı aşka, doydu derviş lâkin feryâdım kanmadı,
Sürgün yatağı sahrâ-yı can, bî-haberim bî-nihâye;
İlim deryâsında katre-i yitip giden bî-çâre misâl, hiç oldum, bildim,
Gönül tâcedarı bî-gâne, dîvâne-i nâçâr, derdimi diyemedim.
Kaldım... Baka kaldım mâh-ı münîre, vâsıla müyesser mi, hasret bitermâ bi’lmezem?
Âlem-i fânî başka, hân-ı dilim dâim aşk deryâsında, yoruldu bu sûret-i hâl,
Cihân-ı gam içre râh-ı hakka giden gurbet-zâde,
Bî-çâre yâre, cânânım nâre, virâne gönlüm bilmezem.
Günümüz türkçesiyle;
Bu aşk yolunda azığım içimdeki kederdir;
Derviş doydu ama feryadım bir türlü kanmadı,
Can sahrası sanki bir sürgün yatağı; sonsuzluğun içinde habersiz ve şaşkınım.
İlim denizinde kaybolup giden çaresiz bir damla gibi; hiç oldum, kendimi bildim,
Gönül tahtının sahibi yabancı kaldı, çaresiz bir deliye döndüm; derdimi anlatamadım.
Kaldım...
Parlayan aya bakakaldım; kavuşmak nasip olur mu, hasret biter mi bilemiyorum?
Fani dünya başka, gönül sofram ise daima aşk denizinde; bu halim, bu görünüşüm artık yoruldu,
Keder dünyasının içinde Hak yoluna giden bir gurbetçiyim,
Yaralıyım ve çaresizim, sevgilim ateşler içinde; virane gönlüm ne yapacağını bilmez halde.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.