15
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
288
Okunma

Yelkovanla akrep ölesiye takipteydi yine, yeniden.
Yel değirmeni savaşından mağlup çıktığını kabullenen eski yalı çapkını,
Şimdinin kart zamparası; ezilmekteydi geçmişin hatırası, geleceğin sancısıyla.
Düştü düşünün leylağından siyahiye...
Fırtınaları vardı; yeri göğü birbirine katan.
Büyük tutkuları, büyük aşkları vardı eskiden;
Şimdiyse küçük bir yele hasret, minicik bir rüzgâr gülüydü balkonda.
Umarsızca harcadığı zamanları,
Ummakla geçiriyordu vaktini.
Yalnız kalacak adam mıydı o?
Nazende sevgilileri vardı,
Göz bebeğiydi hatunların,
Mutlu olurdu sevgi çemberinde.
Arsızca harcardı güzellikleri, pul niyetine.
Bal arısıydı o...
Soğuk duvarlar yoldaşı,
Kapı eşikleri kâbusuydu artık.
Sırça karafından içkisini kendisi dolduruyor,
Puslu kadehlerde elleriyle ördüğü yazgısını içiyordu durmadan.
Bir eş, çoluk çocuk sahibi olamadı;
Tek çiçek ona yetmedi hiçbir zaman.
Koleksiyonerdi o; sarısı, kızılı, melezi, kumralı dizi diziydi dizlerinde.
Bal arısıydı o…
Bütün çiçekler onun,
Tüm renkler ona amadeydi bir zaman.
Dizleri ağrıları konuk ediyordu artık.
Sonsuzluk olmayı hedeflerken, sonu bulmasına ramak kala
Dank etmişti aklı.
"Ah benim eşek kafam!" diye hayıflandı.
Ve…
O artık bir eşek arısıydı…
Seyide Doyran
5.0
100% (20)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.