(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Oruç, insanın her yıl bir ay katıldığı bir ruh şölenidir.Üstün insanların davetlisi olduğu bir tabi-atüstü ziyafet, bir gök sofrasıdır. Yani, Samanyolunda Ziyafet.
Samanyolunda Ziyafet Sezai Karakoç
Okudukça hatıraları kalburabastı efendi çanakkalenin içinde aynalı çarşı ana ben gidiyom düşmana karşı diyip babası tabur aşçıbaşısı Ramazan efendinin elbiselerini sandukadan çıkarmaya başladı elbiseleri giydikçe üzerine anadolu kokusu siniyor bu elbiselerin içinde biraz çocukluğunu birazda o kahramanların bitmeyen yitip gitmeyen kokularını duyuyor o savaşta yer alanlara gıbta ediyordu kalbur efendi Kalbur bey dedi Hatça kadın sözü uzatma sözün kısası makbuldür kapıyı arala buyur deki Anadolu içeri girsin aklımıza çocukluğumuz gelsin bazı yazılar unutmamak hep hatırlamak içindir diyordu aşçıbaşı Ramazan ramazan davulcusu kul nefsaninin tek oğlu idi o nefsani efendi oruç ruh şölenidir bu şölen bir gök sofrasıdır ki sadece üstün insanlar davetlidir tabiat üstü bir aydır Ramazan ver elif hanım elimize davulun tokmağını ki çanakkaleyi gezelim uyuyan ruhları uyandıralım tüm gelibolu yarım adasını troyanın antik kentini aynalı çarşının eşrafını o gökteki ziyafete davet edelim Elif hanım bey dedi buyur bu davul bu tokmak insanların kapısını değil Allah Tealanın kapısını çal işte çanakkale davulcusu nefsani efendi elinde davul hoş geldin ramazan şeref getirdin der hiç bir zile basmaz ücreti Allahtan isterdi
Muhteşem!.Neler yok ki şiirde.Kapsamlı bir nasihat geleneksel ve modernlikle birlikte ezelden ebede bağlantılı.Uyuma ve edebinle yaşa !..dercesine baştan asağı uyarılar ..uyarılar..Olmayacak işleri olağan kılmadan yürüyenlerden olmak gerek.Nasihatler kallavi ve nükteli.Sıkmıyor okuyanı.Hecesiyle, uyağıyla,ayağıyla, durağıyla harika.İmgesi ve betimlemesi ile bir şah eser.Üstadı selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.
neneh. tarafından 3.3.2026 17:43:52 zamanında düzenlenmiştir.
Kıymetli Emine balı Oğuz hocam, Dikkatli ve bütünlüklü okumanız için gönülden teşekkür ederim. Şiirin hem geleneğe yaslanıp hem bugüne temas eden yönünü fark etmeniz ayrıca kıymetli. Nasihat, kuru bir öğüt olmamalı; edep ve ironiyle harmanlanınca yerini bulur. “Olmayacak işleri olağan kılmadan yürümek” dediğiniz yerde aslında şiirin özü duruyor. Nazik selamınız için teşekkür eder, ben de sizi saygıyla selamlarım.
Kıymetli Emine balı Oğuz hocam, Dikkatli ve bütünlüklü okumanız için gönülden teşekkür ederim. Şiirin hem geleneğe yaslanıp hem bugüne temas eden yönünü fark etmeniz ayrıca kıymetli. Nasihat, kuru bir öğüt olmamalı; edep ve ironiyle harmanlanınca yerini bulur. “Olmayacak işleri olağan kılmadan yürümek” dediğiniz yerde aslında şiirin özü duruyor. Nazik selamınız için teşekkür eder, ben de sizi saygıyla selamlarım.
Zulmeti temaşa etmemek' gibi ağır bir vicdani sorumluluktan, 'Messenger'da dürtme' gibi güncel ve muzip bir eleştiriye uzanan samimi bir yolculuk. Dünden bu güne kurulan dize merdivenleri. Yüreğinize sağlık hocam, sevgiler.
İncelikli ve dikkatli okumanız için gönülden teşekkür ederim.
Hece ölçüsündeki akış ve durak dengesini fark etmeniz, şiirin musiki tarafına kulak verdiğinizi gösteriyor. Söz, ritimle yürüyorsa mana daha sağlam durur; bunu yakalamanız ayrıca kıymetli.
Son kıtadaki sürprizi ve “edep” vurgusunu bugüne bağlayarak okumanız da isabetli bir nazar. Şiir, geçmişin sesiyle konuşsa da bugünün aynasına bakabilmeli; aksi hâlde sadece nostalji olur.
Nazik değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Selam ve muhabbetle
İncelikli ve dikkatli okumanız için gönülden teşekkür ederim.
Hece ölçüsündeki akış ve durak dengesini fark etmeniz, şiirin musiki tarafına kulak verdiğinizi gösteriyor. Söz, ritimle yürüyorsa mana daha sağlam durur; bunu yakalamanız ayrıca kıymetli.
Son kıtadaki sürprizi ve “edep” vurgusunu bugüne bağlayarak okumanız da isabetli bir nazar. Şiir, geçmişin sesiyle konuşsa da bugünün aynasına bakabilmeli; aksi hâlde sadece nostalji olur.
Nazik değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Selam ve muhabbetle.
İncelikli ve dikkatli okumanız için gönülden teşekkür ederim.
Hece ölçüsündeki akış ve durak dengesini fark etmeniz, şiirin musiki tarafına kulak verdiğinizi gösteriyor. Söz, ritimle yürüyorsa mana daha sağlam durur; bunu yakalamanız ayrıca kıymetli.
Son kıtadaki sürprizi ve “edep” vurgusunu bugüne bağlayarak okumanız da isabetli bir nazar. Şiir, geçmişin sesiyle konuşsa da bugünün aynasına bakabilmeli; aksi hâlde sadece nostalji olur.
Nazik değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Selam ve muhabbetle
İncelikli ve dikkatli okumanız için gönülden teşekkür ederim.
Hece ölçüsündeki akış ve durak dengesini fark etmeniz, şiirin musiki tarafına kulak verdiğinizi gösteriyor. Söz, ritimle yürüyorsa mana daha sağlam durur; bunu yakalamanız ayrıca kıymetli.
Son kıtadaki sürprizi ve “edep” vurgusunu bugüne bağlayarak okumanız da isabetli bir nazar. Şiir, geçmişin sesiyle konuşsa da bugünün aynasına bakabilmeli; aksi hâlde sadece nostalji olur.
Nazik değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Selam ve muhabbetle.
Efendim Şiirde 11'li hece ölçüsü oldukça akıcı kullanılmış. Duraklardaki denge, okurken insanın zihninde kendiliğinden bir melodi oluşturuyor.
Halk şiirinin o samimi ve dobra üslubu korunurken, son kıtadaki "Messenger" ve "dürtme" detayıyla yapılan sürpriz final, esere hem mizahi bir derinlik hem de çağdaş bir kimlik kazandırmış.
Şiirin bütününe yayılan "denge" ve "öz-denetim" teması çok güçlü.
"Besmeleye yalan katarsan olmaz" ve "Zulmeti temaşa edersen olmaz" dizeleri, kişinin inancıyla eylemi arasındaki tutarlılığı çok sert ve net bir şekilde sorguluyor.
Şiirin başından sonuna kadar gelen o ağırbaşlı ve hikmetli hava, son dörtlükte sosyal medya adabına bağlanarak "edep" kavramının dijital dünyada da geçerli olduğu hatırlatılıyor. Bu geçiş, şiiri sadece geçmişin bir yankısı olmaktan çıkarıp bugünün bir eleştirisi haline getiriyor. Şiiri ve delibal üstadımı kutluyorum...
İncelikli ve dikkatli okumanız için gönülden teşekkür ederim.
Hece ölçüsündeki akış ve durak dengesini fark etmeniz, şiirin musiki tarafına kulak verdiğinizi gösteriyor. Söz, ritimle yürüyorsa mana daha sağlam durur; bunu yakalamanız ayrıca kıymetli.
Son kıtadaki sürprizi ve “edep” vurgusunu bugüne bağlayarak okumanız da isabetli bir nazar. Şiir, geçmişin sesiyle konuşsa da bugünün aynasına bakabilmeli; aksi hâlde sadece nostalji olur.
Nazik değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Selam ve muhabbetle
İncelikli ve dikkatli okumanız için gönülden teşekkür ederim.
Hece ölçüsündeki akış ve durak dengesini fark etmeniz, şiirin musiki tarafına kulak verdiğinizi gösteriyor. Söz, ritimle yürüyorsa mana daha sağlam durur; bunu yakalamanız ayrıca kıymetli.
Son kıtadaki sürprizi ve “edep” vurgusunu bugüne bağlayarak okumanız da isabetli bir nazar. Şiir, geçmişin sesiyle konuşsa da bugünün aynasına bakabilmeli; aksi hâlde sadece nostalji olur.
Nazik değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Selam ve muhabbetle
Bu şiir, Celil Çınkır'ın kaleminden çıkan “Olmayacak İşler” adlı eserin tamamı (veya çok büyük bölümü). Modern bir nasihatname havasında yazılmış, halk şiiri geleneğini günümüz diline ve mecazlarına ustaca uyarlamış, akıcı, vurucu ve biraz da mizahi bir üslup taşıyor. Ana tema net bir şekilde şöyle özetlenebilir: “Kendine yakışanı yap, olmayacak işlere bulaşma; vicdanını, edebi, ahlakını koru; yalana, gaflete, kindarlığa, şeytana ram olma. En önemlisi de kendini kandırma ve küçük düşürecek, ucuzlatacak davranışlardan uzak dur.” Şiir boyunca tekrarlanan “...olmaz” redifi, hem ritmik bir vurgu hem de kesin bir yasak/uyarı tonu yaratıyor. Her dörtlükte farklı bir “olmayacak iş” sıralanıyor: Fiziksel ve ahlaki sağlığa dikkat (aşıyı çiğnemeden yutma metaforuyla tembih) Taklitçilikten, yanlış makamda ötmeye kadar sahte duruşlardan kaçınma Kin tutmama, şeytanı güldürmeme, yalanı besmeleye katmama Gafletten uyanık olma, vicdan korkusu taşıma, edeple hareket etme Zalimliğe seyirci kalmama Yalanın zincirleme pisliğini örtbas etmeme Yılanı koynunda beslememe (kötülüğü beslememe) Sözünde ve davranışında tutarlı, “gönül korsanı” gibi görünmeme Son dörtlükte ise birden bire çok kişisel/sevdalı bir tona kayarak “Delibal burnunda tütersen olmaz” ile hem esprili hem dokunaklı bir kapanış yapıyor (delibal = yaban balı, yani “aşırı tutkulu, baş döndüren aşka kapılırsan olmaz” gibi okunabilir). Vurucu ve akıcı yanları tam da bu geçişlerde gizli: Ciddi nasihatten ansızın samimi, içten bir özleme kayması, şiiri sadece öğüt yığını olmaktan çıkarıp insani bir sıcaklığa kavuşturuyor. Günümüz sosyal medya jargonunu (“Messenger’da sık sık dürtersen olmaz”) bile doğalca yerleştirmesi, şiiri hem zamansız hem de çok güncel kılıyor. Kısaca: Bu şiir, “kendinin en iyi versiyonu ol, sahteliğe, gaflete ve ucuzluğa izin verme” diyen, hem tokat gibi uyaran hem de son dizede gülümseten, yer yer güldüren, yer yer düşündüren bir ahlak manifestosu. Okuyanı hem gülümsetip hem vicdan muhasebesine oturtan nadir metinlerden biri. Kocaman tebrik ederim.
Metni bu kadar dikkatle okuyup katman katman çözümlemeniz gerçekten kıymetli. Şiirin “nasihatname” damarını, tekrar eden redifin oluşturduğu ritmi ve mizah–ciddiyet geçişini bu denli berrak yakalamanız, metnin amacına ulaştığını gösteriyor.
“Olmaz” redifinin yasak tonu değil, aslında bir iç disiplin çağrısı olduğunu fark etmeniz de yerinde bir tespit. Çünkü mesele başkasına sınır çizmek değil; insanın kendi nefsine hudut koyabilmesidir. Şiir orada duruyor.
Son dörtlükteki kırılmayı da doğru okumuşsunuz. Öğüt ne kadar sert olursa olsun, insan sıcaklığına değmezse kuru kalır. O yüzden hafif tebessümle bitmesi bilinçli bir tercihti.
Nazik ve kapsamlı değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Selam ve saygıyla.
Metni bu kadar dikkatle okuyup katman katman çözümlemeniz gerçekten kıymetli. Şiirin “nasihatname” damarını, tekrar eden redifin oluşturduğu ritmi ve mizah–ciddiyet geçişini bu denli berrak yakalamanız, metnin amacına ulaştığını gösteriyor.
“Olmaz” redifinin yasak tonu değil, aslında bir iç disiplin çağrısı olduğunu fark etmeniz de yerinde bir tespit. Çünkü mesele başkasına sınır çizmek değil; insanın kendi nefsine hudut koyabilmesidir. Şiir orada duruyor.
Son dörtlükteki kırılmayı da doğru okumuşsunuz. Öğüt ne kadar sert olursa olsun, insan sıcaklığına değmezse kuru kalır. O yüzden hafif tebessümle bitmesi bilinçli bir tercihti.
Nazik ve kapsamlı değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Selam ve saygıyla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.