0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
207
Okunma

Mus’ab kardeşim…
Mektubun ulaştı bize.
Sözlerin bir rüzgâr gibi girdi kalbimize,
uzun zamandır kapalı duran pencereleri açtı...
Ama bil ki,
rüzgâr girince toz da kalktı içimizde.
Demek ki kalbimiz
sandığımız kadar temiz değilmiş.
Sen sabırdan söz ettin Mus’ab…
Biz sabırsız bir çağın çocuklarıyız.
Her şey hemen olsun istiyoruz,
ama hiçbir şeyin bedelini ödemek istemiyoruz.
İşte burada kırılıyoruz...
Gençlerimiz var dedim sana,
ama şimdi daha iyi anlatmalıyım.
Onların gözlerinde ışık var,
ama o ışık yol aramıyor.
Sanki her şey geçici Mus’ab…
Dostluk geçici,
sadakat geçici,
dava bile geçici.
Bunun adı yorgunluk mu,
yoksa unutmak mı bilmiyorum.
Şehirler büyüdükçe
insan küçülüyor sanki.
Eskiden bir söz
bir insanı ayağa kaldırırdı.
Şimdi bin söz
bir kalbi kıpırdatmıyor.
Bunu anlamakta zorlanıyoruz.
Sen diyorsun ya
“Bir insan değişirse bir şehir değişir.”
İşte biz o ilk insanı arıyoruz Mus’ab.
Ama kalabalık çok,
hakikat sessiz...
Ve gürültü
hakikati bastırıyor...
Bazen korkuyorum.
Ya biz geç kaldıysak?
Ya kalpler taşlaşmışsa?
Ya bu çağ artık
uyanamayacak kadar yorulduysa?
Ama sonra mektubunu yeniden okuyorum.
Ve bir cümle
yüreğime çarpıyor:
“Kalp tamamen susmaz.”
İşte o söz
bizi ayakta tutuyor...
Mus’ab…
Sen Medine sokaklarında yürürken
yanında sadece hakikat vardı.
Bizim yanımızda ise
çok şey var ama
hakikat bazen arkada kalıyor...
Belki de bu yüzden ağırız.
Çünkü insanın yükü
dünya değilmiş.
İnsanın yükü
tereddütmüş.
Şimdi sana başka bir şey anlatacağım.
Bizim çağımızda
insan çok şey biliyor.
Ama bilmek
değiştirmiyor artık kimseyi.
Bilgi büyüdü,
ama hikmet küçüldü.
Söz çoğaldı,
ama ağırlık azaldı.
İşte bu yüzden
yolumuzu kaybediyoruz bazen.
Mus’ab kardeşim…
Senin yalnızlığın
bizim kalabalığımızdan daha güçlüydü.
Bunu şimdi daha iyi anlıyorum.
Çünkü yalnız insan
düşünür.
Kalabalık insan
çoğu zaman sadece sürüklenir...
Biz sürükleniyoruz bazen.
Akıntı güçlü.
Ama içimizde küçük bir direnç var hâlâ.
Belki o direnç
senin mektubun oldu.,,
Belki de
bir çağın dönüşü
böyle başlar.
Bir sözle.
Bir hatırlayışla.
Bir utançla.
Evet Mus’ab,
utanıyoruz biraz.
Ama bu utanç kötü değil.
İnsanı ayağa kaldıran utanç bu.
Şimdi sana soruyorum kardeşim:
Bir nesil yeniden nasıl kurulur?
Bir genç
kalbini nasıl temizler?
Bir şehir
nasıl uyanır?
Çünkü biz artık şunu anladık:
Sorun dünya değilmiş,
sorun kalpmiş.
Ve kalp
yeniden dirilmezse
hiçbir şey değişmeyecek.
Ama yine de umut var içimizde.
Çünkü tarih
hiç beklenmeyen yerden başlarmış.
Belki de yine
bir gençten.
Belki de yine
bir yalnız yürüyüşten.
Belki de yine
bir hakikat çağrısından.
İşte bu yüzden yazıyorum sana.
Bize yeniden hatırlat diye.
Çünkü senin yürüdüğün yol
sadece geçmişte kalmadı.
O yol
bizim önümüzde duruyor hâlâ...
Ama itiraf edeyim:
Yürümek zor.
Hem de çok zor.
Yine de deneyeceğiz Mus’ab.
Çünkü artık biliyoruz…
Bir çağ
ancak kalbi uyanan insanlar tarafından değişir.
Ve biz
kalbimizi uyandırmaya çalışıyoruz...
Erol Kekeç/24.02.2026/Sancaktepe/İST
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.