0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
12
Okunma
Narin
Vedaların adı narin olsun,
bazı isimler fısıltıyla söylenir.
Benim adım da öyle kaldı.
Her yer karanlık, babam.
Ama geceden değil;
ışığın benden vazgeçmesinden.
Beni kırdılar.
Ses çıkmadı.
Sekiz yaşındaydım;
kendimi bile tam tanımadan,
güneşimi çekip aldılar benden.
Nefesim fazla geldi dünyaya.
Öyle hissettirdiler. Çünkü
Adımı unuttum.
Çünkü kimse çağırmadı.
Belki sen hatırlarsın diye
buradayım.
Annemin yüzü sertleşti.
Ben dokunmadım.
Taş oldu.
Nedenini bilmiyorum.
Özür dilerim
.
Bir gülüşe her şeyimi vermiştim.
Sonra silindim nedenini bilmeden,
Sanki hiç olmamışım gibi.
Üşüyorum.
Ama hava yüzünden değil.
Henüz ölmeden
Henüz ölmeden sesi kısılmış
bir şarkı gibi susmak
insanı erkenden soğutuyor.
insanı erkenden soğutuyor.
Sesim vardı,
ama kimseye ait değildi.
Taşlar kondu üstüme.
Acele etmediler.
Suya bırakıldım.
Ses orada daha da küçülüyor.
Bunu öğrendim.
Babam,
beni kurtarır mısın?
Bu kadar mı büyüktü isteğim?
Tavşan Tepesi’nde
yapraklar uçuyordu.
Başka çocuklar
babalarına koşuyordu.
Ben;
umutlarıma,
babama,
olacağım her şeye
veda ettim.
Ne gördüm,
ne duydum
hatırlamıyorum.
sadece korku kaldı aklımda
bir de soğuk.
Ölüm,
Allah’ın lütfuysa
neden bu kadar sessiz,
neden bu kadar yalnız?
Kalbimi duyamayacaksın.
Yıldızlara bakamayacak kadar
yorgunum.
Gidiyorum.
Beni affetir misin?
Çok mu şey istedim?
Kimse duymadı beni.
Bunu kabullendim.
Mezarım olmadan,
iki büklüm
bekledim.
En ağır olan
taşlar beni bırakacağını değildi,
Senin gelmeyeceğini
anlamamdı.
Ölmek canımı yakmadı.
Seni ağlarken düşünmek yaktı.
Ne olur üzülme.
Çünkü sen üzülürsen
buradaki küçücük kalbim
dayanamaz.
En çok da
seninle oynadığımız
oyunları özleyeceğim.
Ben gidiyorum.
Sessizce.
Seni çok seven kızın,
Narin