0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
134
Okunma
Ah seni aramak…
Bir insanın kendine kaybolmasıdır bazen.
Adını bilmediğim bir sızı gibi
kaburgalarımın arasında dolaşır yokluğun.
Her rüyada seni fısıldayan gece,
her düşte yarım kalan bir cümle,
her bakışta yanlış kişide seni sanmak,
her güzel kokuda çocukluğuma dönüp
yokluğuna uyanmak…
Seni aramak ne zor,
bir kalabalığın ortasında tek başına kalmak gibi.
Herkeste seni bulup yanılmak,
her yüzde bir ihtimal,
her gülüşte bir ihtilal.
Yanılmak…
Yanılmanın bile sana benzemesi ne acı.
Ben seni
karanlık bir sabahın ilk sigarasında aradım,
kırık bir fincanın dudağında,
yorgun bir işçinin nasırlı avucunda,
bir annenin suskun bekleyişinde,
bir çocuğun cebindeki tek ekmek kırıntısında.
Sordum seni sokaklara,
duvarlara yazılmış küfürlere,
ıslak kaldırımlara,
paslı kapı tokmaklarına sordum.
Kimse bilmiyordu seni,
herkes başka bir yarasını gösterdi bana.
Ah pembe rüyalar güzeli,
ben seni bir ülkenin yoksul kalbinde sevdim.
Haritası yırtık, umudu yamalı
bir coğrafyada büyüttüm adını.
Bir türküye gizledim seni,
dili yasaklı, sesi kısık bir türküye.
Söylenince ciğer yakan,
susulunca kanayan cinsten…
Bir kente benziyorsun şimdi,
girilmesi yasak bir kente.
Kapılarında nöbetçiler,
sokaklarında susturulmuş çocuklar.
Adını anınca
bir yerlerden siren sesi geliyor içime.
Ah seni aramak…
Bir halkın kaderini
tek bir yüreğe sığdırmaya çalışmak gibi.
Çok ağır.
Çok insafsız.
Ben seni bazen
bir darağacının gölgesinde buldum,
bazen bir mahkûmun cebinde sakladığı
son sigarada.
Bazen de
bir mezar başında konuşmayı öğrenmiş
bir adamın gözlerinde.
Sana benzeyen ne varsa
ya sürgünde,
ya susturulmuş.
Ne umut sağ çıkmış bu topraklardan
ne sevda yara almadan.
Ah pembe rüyalar güzeli,
ben seni beklerken
içimde bir ülke daha yıkıldı.
Bayrağı yarım kaldı kalbimin,
marşı boğazımda düğüm.
Ama yine de vazgeçmedim.
Uykularım kelepçeli,
rüyalarım sorguda.
Her sabah seni soruyor kalbim,
her sabah susuyor dünya.
Seni aramak,
bir trenin hiç gelmeyeceği istasyonda
biletini yırtmadan beklemek gibi.
Bir mektubu adresi olmayan bir kente göndermek,
bir sevdayı kurşuna dizilmiş umutlarla savunmak gibi.
Ben seni bulamadım
ama vazgeçmeyi de beceremedim.
Çünkü vazgeçmek
sana ihanet gibi geldi bana.
Çünkü sen,
bir ihtimalden fazlasıydın,
bir düşten ağır,
bir hayattan derindin.
Ah seni aramak…
Bazen insanın kendine rastlamasıdır da.
Yorulmuşsam,
kanamışsam,
eksilmişsem,
bil ki seni ararken oldu.
Ah pembe rüyalar güzeli…
Aramakla eskittim kendimi
ama bulmak istemedim kimseyi sende.
Ah pembe rüyalar güzeli…
Ben seni hâlâ arıyorum.
Ve inan,
dünya yansa
bu arayıştan vazgeçmem,
Eğer hâlâ nasibimde bir solukluk nefes varsa.
Kadir Turgut
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.